Saturday, April 16, 2016

Küçük Esnaf





Yılmaz Erdoğan'ın kurduğu BKM Mutfak, ''Çok Güzel Hareketler Bunlar'', ''Güldür Güldür'' gibi televizyona özel hazırlanan ve sahnede gerçekleşen skeç şovların yolunu açtı. Özellikle bu iki şovun beğenilen oyuncuları, yine arkalarına BKM'yi alarak kendi senaryolarını yazdıkları filmlerde boy göstermeye başladılar. Küçük Esnaf da bu yeni yetme ağırlıklı komedilerin son halkası. Senaryosunu İbrahim Büyükak ve Zeynep Koçak'ın yazıp başrollerini paylaştıkları Küçük Esnaf, çilingirlik yaparak hayatını kazanan Berhudar'ın bir şekilde mafyaya bulaşmasıyla başına gelen komik olayları konu alıyor.
Türk Sineması'nda komedi deyince aklımıza iki temel formül gelir. Biri köyden ya da taşra hayatından büyük şehre gelerek kendi arabesk hayatını oraya taşımaya çalışan ve tutunmaya çalışan küçük insanların trajikomik hikayeleri, diğeriyse mafyaya kafa tutan ya da ona bir şekilde bulaşan saftorik ve bir baltaya sap olamamış ana karakterlerin başına gelen olaylar silsilesi diyebiliriz. Küçük Esnaf da ''mafyaya bulaşma'' hikayesinin formüllerini eksiksiz bir şekilde yerine getirirken senaryo matematiğine de olabildiğince sadık kalmaya çalışıyor. Zira son yıllarda çekilen komedi filmlerinde bariz bir senaryo zaafiyeti görülüyordu. Evet belki bahsettiğimiz Düğün Dernek, Bana Masal Anlatma mizah açısından Küçük Esnaf'ı gölgede bırakma potansiyelleri fazla yapımlar lakin senaryoları belli bir dramatik yapı bütünlüğünden yoksundu. Olay örgülerinin skeçler şeklinde ilerlemesi bunun bir tezahürü mesela. Küçük Esnaf'ın, slapstick diye tabir ettiğimiz ''durum komedisi'' anlayışını seçmesi biraz demode duruyor ama bizim için önemli olan bunu hakkını vererek yapması ve diğerleri gibi skeçlerden oluşmaması.

Filmin bir diğer olumlu yönü dengeli bir mizah çizgisi tutturması. Son yıllarda örneklerine sıkça rastladığımız, dizi estetiğinde çekilmiş, küfre bel bağlayan, cinsiyetçi ve karakter yaratımından aciz tiplemenin ötesine geçemeyen komedileri baz alırsak ''Küçük Esnaf'' biraz daha nefes aldırıyor bize. Ama bu filme bir yandan ister istemez dezavantaj bir nokta katıyor. Çünkü film, kendi oluşturduğu mizah anlayışının ve hikayenin ötesine geçemiyor. Hatta filmdeki bazı komik anlar bile yeterince değerlendirilemiyor. Üzerine sözlü espriler yapılmadığı gibi (bir iki sahne dışında) tespitler konusunda da sınıfta kalıyor. Ayrıca 2 saate yakın sürenin ciddi bir handikap oluşturduğunu da belirtmek gerek. Uzadıkça uzayan muhabbetler, kaçma-kovalamaca sekansları gerçekten seyri bir süre sonra yorucu hale getirmeye başlıyor.

Her şeye rağmen bahsettiğimiz tüm bu olumsuz detaylar filmin kalitesini ve temiz komedi anlayışını baltalamadığı gibi yan rollerin (Cengiz Bozkurt, Erdal Tosun, Gupse Özay vs.) eğlenceli performanslarına İbrahim Büyükak ve Zeynep Koçak'ın tüm naiflikleriyle eşlik ettiğini hatırlatalım.

3/5


No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?