Friday, February 5, 2016

Kötü Kedi Şerafettin: İnsan Mıyız Ulan Biz!






Bülent Üstün'ün meşhur çizgi serisi ''Kötü Kedi Şerafettin'', tüm çılgınlığı, asiliği ve gözle görülür mükemmellikteki bir animasyon kalitesiyle an itibariyle vizyonda. Bina modellemeleri ve karakter tasarımlarıyla daha çok dikkat çekerken, animasyon sinemamızın da şimdilik 'en seçkin yapımı' unvanını hak eden Kötü Kedi Şerafettin, aranılan İstanbul atmosferini de iliklerimize kadar hissettiriyor.

Filme geçmeden önce Kötü Kedi Şerafettin'in çizgi serisinden bahsetmek isterim biraz. Seriye göre Cihangir'in en asabi kedisi Şerafettin'in doğum hikayesi pek bir enteresandır. Entelektüel takılan ve sanata karşı yoğun bir ilgisi olan Tonguç'un beyaz ama oldukça yaşlı bir kedisi vardır. Bir gün Tonguç her zamanki portre çalışmalarında mola verip bir köşeye çekilir ve mastürbasyon yapmaya başlar. Yerde kalan spermlerin üstüne de Tonguç'un kedisi es kaza oturunca olanlar olur. Kedi hamile kalır ve Şerafettin'i doğurur ancak ne hikmetse doğum esnasında o beyaz kedi de ölür. Tonguç'un Şerafettin'in babası olma hikayesi de böylelikle başlamış olur. Gündüzleri yeyip içen, ona buna posta koyan; geceleri de dişi cins kedilerle sevişen Şerafettin'in her macerasında kötü ya da iyi olsun lokomotif karakterler vardır. Cemil (kedi), Rıza (sıçan), Rıfkı (martı) gibi Şerafettin'in dostlarının yanısıra Bülent Üstün parodisi Çizer karakteri, mahallenin çete gibi gezen bitirim köpekleri, arkadan vuran kediler de Şerafettin'in maceralarının daha çılgın hale gelmesinde büyük rol oynarlar.

Genel izleğe baktığımız zaman 5 ciltlik serinin ilkini takip eden bir olay örgüsü izliyoruz. Mahallenin azgın bir diğer kedisi olan Cemil, hem kendini hem de Şerafettin abisini talihsiz bir belanın içine sürükler. Başlarına aldıkları beladan sonra peşlerine taktıkları gözü dönmüş Çizer de intikam uğruna Şerafettin ve sevdiklerinin peşine düşmeye başlayacaktır.

Ve biliriz ki Şerafettin her ne kadar kendi yöntemleriyle Çizer'e haddini bildirse de ondan bir türlü kurtulamaz. Çizer de çoğu öyküde bir şekilde dirilip karşımıza çıkar. Ancak bu süreç filmde biraz sıkıntılı işliyor. Çünkü Çizer her öldüğü sahnede, anında diriliyor ve hemen sonrasında da yeniden Şerafettin'in peşine düşmeye başlıyor. Lakin bu kaçma-kovalamaca arasında dönüp duran hikaye bir yerden sonra kendini tekrar etmeye başlıyor. Tempo ve aksiyon seviyesini daha da yükseltmesi beklenen  ''banka soygunu'' bölümü bile bu sıkıntının önüne geçemiyor. Halbuki çizgi seride Çizer yeniden dirildikten sonra mutlaka kafasında plan yapar. Bu planı uygularken muhakkak başka karakterleri de devreye sokar ve hikayenin iç aksiyonu da artmaya başlardı. Ama filmde Çizer hemen her sahnede tek başına hareket ediyor ve Okan Yalabık'ın seslendirmesine rağmen filmde tek boyutlu kalıyor.

Bunun dışında film için söylenecek pek bir şey yok aslında. Son yıllardaki animasyon filmlerimize baktığımız zaman Kötü Kedi Şerafettin adeta bir başyapıt. Türk animasyonlarında bir zirve! Karakterler ve semt modellemeleri, İstanbul'un özlenen ve aranılan atmosferi, çizgi serinin ruhunu koruyan alt kültür mizansenler (küfür, argo, Müslüm Gürses, rakı vs.) gerçekten olağanüstü. Türk standartlarında hele daha da enfes! Ayrıca filmde çok sıkı espriler ve soundtrack listesinde çılgın parçalar da mevcut. Özellikle final jeneriğindeki parçaya dikkat!

Tabi ne kadar gişe yapar o hala muallakta kalan bir mevzu ama emin olun izlediğinize, verdiğiniz bilet parasına değecek. İzlediğiniz her sahnede acayip eğleneceksiniz. Dublaj konusunda da şunu hatırlatalım. Öncelikle hepsi çok başarılı. Her biri karakterine cuk oturmuş. Ben bilhassa Güven Kıraç'ın Rıza'ya kattığı yoruma bayıldım. Yer yer Şerafettin'den rol bile çalabiliyor. Velhasıl, Kötü Kedi Şerafettin animasyon sinemamızda çıtayı bayağı aşmış durumda. Eminim devam filmi olursa kendi çıtasını da aşacaktır. Bakalım bundan sonraki Türk yapımı animasyon filmler Şerafettin'in çıtasına ne kadar yaklaşacak hep birlikte izleyip göreceğiz.
4/5

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?