Friday, February 5, 2016

İftarlık Gazoz: Müslüman Bir Çocuğun Büyüme Hikayesi



Çağan Irmak'ın ''Babam ve Oğlum'' ve Togan Gökbakar'ın ''Recep İvedik'' filmlerinden bu yana Türk sineması sayılı türler arasında dönüp dolaşan bir kısır döngü sürecine girmiş durumda. Çünkü bu iki filmle birlikte yapımcılar ve senaristler işin kolayına kaçmaya başladılar. Elbette arada yeni fikirler de görmedik değil ama artık seyirciye komedi, skeç formatındaki düz kurgulardan ibaret tipleme hikayeleri; dramsa aile ve aşk temaları yoğun, acıklı sahneleri kalın çizgilerle çizilmiş sahnelerden ibaret filmler kisvesi altında aksettiriliyor. Haliyle de yılda bir iki tane de olsa iyi diyebileceğimiz filmler, gişeden değil festival seçkilerinden çıkıyor ki onların birçoğu da pesimist ve durağan bir çizgi tutturmuş gidiyor. Pencerenin önünde sigara içen bunalımlı adam portresi (bilhassa bu sekansla açılan) revaçta.

Şimdi işin kolayına kaçılan başka hamleler de mevcut. Dizi kurguları ve senaryolarına sahip filmlerden sonra bunun olması kaçınılmazdı. Misal, çekilecek filmin sinematografisi gerçekten işinin ehli görüntü yönetmenlerine teslim ediliyor çoğu zaman. Böylece film bize görsel açıdan daha cazip geliyor lakin hikayeyi incelediğimiz zaman durum değişmiyor. Genelde sarı tonlarının ağırlıkta olduğu, kamera açılarının parmak ısırttığı gibi, senaryodaki dağınık dramatik yapının da vurucu diyaloglarla üstünün kapatıldığı da bir gerçek. İşte Yüksel Aksu'nun yeni filmi ''İftarlık Gazoz'', sinemamızın yaşadığı bu tür problemleri baz aldığımızda hele ki gişe filmleri arasında çölde bir vaha gibi! Nefes aldırıyor.

Yüksel Aksu, ilk uzun metrajı ''Dondurmam Gaymak'' ile küresel sermaye karşısında direnen hatta debelenen bir seyyar dondurmacının komik ve hüzünlü bir hikayesini anlatmıştı bize. Öyle ki daha ilk uzun metrajında Oscar aday adayı bile olmuştu Aksu'nun bu filmi. İkinci filmi ''Entelköy Efeköye Karşı'da'' ise emek sömürüsünü, çevre bilincini hem yöresel hem de aktivist bir sinema diliyle yine aynı samimi bir hikaye çerçevesinde aktarmıştı kendisi. İftarlık Gazoz da bu iki filmin bazı kodlarını, kendi ana hikayesine rahatça yedirebiliyor. 70'ler Türkiye'sinde Ramazan ayında müslüman bir çocuğun gayet sıcak, naif ve komik büyüme öyküsünde Yüksel Aksu, Ege yöresini ve dönemin atmosferini yine çok iyi yansıtıyor. Ayrıca dramatik yapısı gayet iyi olan senaryo da sinematografinin canlılığına bel bağlamıyor. Yani genel toplamda karşımızda ''sineması'' olan bir gişe filmi var.
İftarlık Gazoz'un özellikle son yıllarda diğer muadillerinden ayrılan en önemli yönü ''dini zemini'' iyi oturtmasında yatıyor. Ramazan ayının başlarında geçen hikayede kasaba halkının teravih namazlarına, iftar yemeklerine ve oruç ibadetine karşı gösterdiği önem aynı zamanda onları da birleştiren bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Ancak filmin bazı sıkıntılı ve hesaplı tarafları olduğunu düşünüyorum. İlki animasyonlar. Kabul etmek gerekirse Türkiye'de kaliteli animasyonlar ''Graffi 200 Comedy'' ve ''Anima İstanbul'' imzalı oluyor. Bu filmdeki animasyonları da Anima İstanbul çizip yaratmış. Ancak Adem'in hayal dünyasındaki o iki boyutlu animasyonlar, filmin hikayesi içerisinde eğreti duruyor. İzlediğimiz sanki bir dram değil de küçük seyirciler için hazırlanmış olup televizyonda yayınlanan çizgi filmler gibi. Eh seslendirmelerle yöresel bir yorum katılmasıyla daha da sırıtıyor. Bu, filmin tek sıkıntılı tarafı. Hesaplı tarafınınsa, finalde ortaya çıktığını görmek mümkün. Oruç üzerinden devrimcilere vurgu yapılması zekice ancak Yüksel Aksu, bu bölümde bazı sahneleri uzatarak melodram dozunu arttırdığı için, film boyunca sürdüğü yetkin sinema dilinden taviz veriyor. Böylelikle de seyirciyi güldürürken ağlatan formüllü gişe filmlerinin arasına bir yenisi daha eklenmiş oluyor. Ama buna rağmen Yüksel Aksu hakikaten Türk sinemasına ''Cinema Paradiso'' tadında bir film armağan etmiş. O kadarı da olsun artık.

Oyunculuklarda ise en ufak bir sırıtma ya da aksama yok. Özellikle Cem Yılmaz. Bütün oyuncuların arasında adeta eriyip gidiyor. Belki de tüm filmografisi içerisinde en iyi performansını ortaya koyuyor. Berat Efe Parlar ise soyadıyla müsemma bir şekilde oyunculuğuyla filmde parıl parıl parlıyor.

İftarlık Gazoz, Türk sinemasının son yıllarda göremediği estetik sinema diline ve düzgün bir dramatik yapıya sahip. Her ne kadar yukarıda dile getirdiğim bazı itirazlarım olsa da Yüksel Aksu'nun bu yeni, sıcak, komik ve nostaljik filmini sinemada izlemenizi gönül rahatlığıyla salık veririm.
3.5/5



No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?