Saturday, February 13, 2016

Deadpool: Hınzır ve Edepsiz





    Ülkemizde, çizgi roman tutkunları Deadpool'a son 3 yıla yakındır JBC Yayıncılık'ın kalitesi ve uğraşları sayesinde ulaşabiliyorlar. Meşhur ''Deadpool Kills'' serisi başta olmak üzere JBC Yayıncılık, Deadpool'un sıkı maceralarını hala ülkemiz için yayınlamaya devam ediyor.  Bunun sinema ayağına gelirsek, Deadpool'u o meşhur en vasat Marvel uyarlaması filmlerden biri olan X Men Origins: Wolverine filminde görmüştük. Yine Ryan Reynolds'ın canlandırdığı şekliyle ve iki dakikada Wolverine'in pençeleriyle harcanarak!... Tabi Ryan Reynolds'ın sinema kariyerinde de onca zorlama rollerden sonra (Green Lantern gibi) Deadpool filmi, Reynolds'ın kendisine de bir şans tanıyor aslında.

Önce süper kahraman filmlerinin sıkıcı ''başlangıç'' öyküleri, yeni bir soluk getirsin diye senaryolara serpiştirilen bilim, mizah ve siyaset soslu alt metinler derken Christopher Nolan yorumlu ''Batman'' üçlemesinden sonra da izlediğimiz çizgi roman uyarlamalarına bir de ''karanlık yanlar'' hakim olmaya başladı. İyice kısırdöngüde devam eden bu süper kahraman uyarlamaları furyasında da Marvel, Ant-Man ve Guardians of Galaxy gibi kıyıda köşede kalmış kahramanlarını piyasaya sürmeye başladı. Bu iki filmde de mizah öne çıktığı için politik meseleler ve aksiyon minimalize edilmeye başlandı. Sevgililer Günü haftasına denk gelerek ülkemizde vizyona giren ''Deadpool'' tüm bu formülleri bir tarafa bırakıyor ve bizi kendi hınzır ve edepsiz dünyasına çekerek süper kahraman filmlerinin başlangıç öykülerini yeniden çiziyor.

Deadpool'u, diğer süper kahraman filmlerinden ayıran en baskın yönü kendini ciddiye almaması. Zira bunu daha açılış jeneriğindeki ''Başrolde gerzeğin teki, yönetmen para kazanmak isteyen bir hıyar, CGI efektli bir kahraman, seksi bir kadın, ingiliz kötü adam ve filmin asıl kahramanları senaristler'' gibi kahkaha attıran dokundurmalarıyla gösteriyor. Ancak şu da var ki filmi izlerken ''ben bu filmi daha önce izlemiştim'' hissiyatını yaşamanız kaçılmaz oluyor. Keza çok yakın bir zaman öncesinde Robert Downey Jr.'ın nev-i şahsına münhasır yorumuyla can verdiği Iron Man serisi, casus filmlerini ''İngiliz mizahı'' çerçevesinde tiye alan Kingsman: The Secret Service'' ve yukarıda da bahsettiğimiz üzere Ant-Man gibi başka hınzır çizgi roman uyarlamalarını izlemiştik. O filmlerde de kendini bir ciddiye almama durumu ve türün klişeleriyle alay etme durumu vardı lakin Deadpool, sadece bunlarla değil sinemanın başka trükleriyle ve kendisiyle de geçiyor dalgasını. Liam Neeson'ın başrolde olduğu kabak tadı veren Taken serisinden tutun da X-Men külliyatına kadar hem de. Üstelik bunları daha ziyade filmin en dramatik anlarında yapınca senaryoya zekice bir kara mizah da yerleşmiş oluyor. Ama en çok da figüran konumuna düşürülen ''X-Men Origins: Wolverine'' den soruyor hesabını Deadpool.

İkinci bir nüans olarak Deadpool, bu zamana kadar izlediğimiz onca çizgi roman uyarlamalarının başlangıç öykülerini, leziz kurgu hamleleriyle adeta ters yüz ediyor. Her ne hikmetse öykünün yaklaşık 50 dakikasının laboratuvar tipi ortamlarda geçtiği bu başlangıç filmlerinde senaryoda diyaloglara ve kahramanın alışık olduğumuz geçmişine odaklanırız. E haliyle de seyircilerinin asıl beklediği aksiyon da final bölümüne sıkıştırılınca bir tatminsizlik hissiyatı oluşur. Ama Deadpool, bunu yapmak yerine filmi fragmanda da görüldüğü üzere en heyecanlı aksiyon bölümünden itibaren başlatıyor. Ara ara sıkmayan flashbacklerle bizi geçmişine götürürken hiç ummadığımız bir anda kendimizi yine o aksiyon sekanslarının içerisinde buluyoruz. Tabi bunun yanında Deadpool'un dördüncü duvarı yıkıp (en basit tabirle zamanın durmasıyla karakterin sizinle konuşması) seyircileriyle de kafa bulması ve kendisinin çizgi roman kahramanı olduğunu kabul etmesi de filmi türevlerinden ayıran bir başka meziyeti.

Gelgelelim, her ne kadar nefesleri kesen ilk yarım saatteki aksiyon bölümü, bizi mümkün mertebe heyecanlandırsa da ne yazık ki finale doğru bunu pek göremiyoruz. Filmin mizah ve aksiyon tonunu dengede tutturmasına lafımız yok ama en az çizgi romandaki kadar sert bir grafik şiddet de bekliyoruz haliyle filmden. Açıkçası, finaldeki boss fight bölümü içten içe Hızlı ve Öfkeli serisinin son filmindeki Diesel vs. Statham kapışmasını andırıyor.

Son tahlilde, Deadpool, süper kahraman filmlerinin erdemli ve havalı tavırlarına rest çekerken, onların üstünden ve daha pek çok pop kültürden beslenerek acımasız bir mizah üreten, sloganında da iddia ettiği üzere dramatik yapı itibariyle bir aşk filmi olan ve alabildiğine edepsiz ve hınzır bir film Deadpool. Belki de son zamanların en eğlenceli ve zeki çizgi roman uyarlaması! Bu doğrultuda da hakikaten filmin asıl kahramanları senaristler oluyor. Ayriyeten Reynolds'ın da nefis bir performans sergilediğini hatırlatalım.

3.5/5

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?