Monday, December 14, 2015

KAFA'yı okutan 6 unsur







           



Ocak 2015. Bir gün markette, şarküteri reyonunda dolaşırken keşfetmiştim KAFA dergisini. Sucuk paketlerinin arasına sıkıştırılmıştı basbayağı! Sunay ağabeyimi (Akın) derginin yazar kadrosunda görür görmez hemen almıştım. Zaten kadronun geri kalanını da yıllardır bilhassa sosyal medyada yakından takip ettiğim kişilerdi. Tabi okurken yer yer OT dergisi canlanıyordu kafamda. Evet birbirine benzeyen dergiler. Fakat aralarında bir fark var. Hatta bir değil altı tane var. İşte onlar:


                     


1) HER BİRİ FARKLI SEKTÖRDEN/DÜŞÜNCEDEN VE ÇOĞUNUN DA YAKINDAN TAKİP ETTİĞİMİZ İNSANLARDAN OLUŞAN BİR YAZAR KADROSUNA SAHİP OLMASI





                      Hepsinden öte İlber Ortaylı var ya!. Bir edebiyat dergisinde İlber Hoca her ay tarihin tartışılan sorunsallarına, arka odalarına dalıyor ve bizi cahilliğimizle baş başa bırakıyor. Aynı şekilde Sunay Akın da ayıplarımızı yüzümüze o tatlı üslubuyla vurmaya devam ediyor. Hangi ayıplar mı? Tarihin bilinmeyen kahramanları, hissi senetlerimiz, çocukluğumuz ve hayal gücümüz... Nihat Sırdar, Can Yılmaz ve Zafer Algöz üçlüsünün kurduğu ''Hatıralar Koalisyonu'' da bize her ay farklı hikayeler sunuyor. Unutamadıkları anılar ve sektördeki birikimlerini bizzat kendilerinin kaleminden okuma şansına nail oluyoruz. (Biri radyocu, ikisi aktör)  Başka kimler var? Can Dündar, Metin Uca, Levent Erden, Vedat Özdemiroğlu.... Ohooo daha kimler kimler...

                    2) REKLAMI BİLE EDEBİ BİR BİÇİMDE SUNMA STİLİ


                    



             Herkesin gönlünde yatan aslında ''gofret kafası''. Ama ben en çok Kasım sayısındaki Ford versiyonunu sevdim. Tıpkı şu an Ford'un 50.yaşını kutladığı reklam filmi gibi .O reklam filminin çok tatlı bir hikayesi vardı. Sanırım ondan olabilir. Ama her ay verilen ilanlara ait marka, edebi bir şekilde sunuluyor. Her birine farklı lezzetlerde öyküler yazılıyor. Bence böyle bir incelik hiçbir dergide yok!


             3) AYÇA DERİN KARABULUT'UN ŞAHANE RÖPORTAJLARI



             
           Aslında Ayça Derin Karabulut'un Ocak ve Şubat aylarında hazırladığı ''Yeşilçam'ın Usta Kötüleri'' dosyası gayet mükemmeldi. Hatta dosyadaki illüstrasyonlar Ankara Film Festivali'nde de kullanılmıştı. Hatırlıyorum da ne zaman salondan çıksam Hüseyin Peyda, soyadıyla müsemma bir şekilde karşıma dikilirdi. Zevkli içeriklerdi. Ancak Temmuz itibariyle Ferhan Şensoy, Ara Güler derken MFÖ'ye kadar keyifli sohbetlere imza attı Ayça Derin Karabulut. Soruları düşünürken hem konuşacağı kişinin alanına hem de okuyucunun beklentilerine göre bir yol izliyor. Magazinsel bir konsept değil yani. Hal böyle olunca da okuması da ayrı bir keyif oluyor bu röportajları.


                4) DERGİNİN ARKASINDAKİ GÖRSEL EKİP. ÇİZİMLER VE İLLÜSTRASYONLAR ZİRVE!  









5) GENEL KÜLTÜR DIŞINDA EDEBİYAT VE SİNEMAYLA HAŞIR NEŞİR OLANLARA ÖZEL BULMACA SAYFASI




               

            Çengel bulmaca deyince hepimizin aklına kuşkusuz Posta gazetesinin o meşhur bulmaca eki gelir. Zamanında az kaş bıyık çizmedik o resimdeki artistlere. Kim unutabilir ''Mısır'da bir Tanrı'', ''Boru sesi'' sorularına tak diye cevap verdikten sonra hava atmayı. Ha tabi aramızda hala ''Annenin erkek kardeşi'' sorusuna dayısının ismini sığdırmaya çalışanlar da var. Ama KAFA dergisinin bu bulmaca sayfası harbiden acayip. Sorulara baksanıza. Bulmaca değil, Kim Milyoner Olmak İster yarışması sanki. Bence çok iyi olmuş. En azından ''resimdeki artist'' sorusu yok.



6) SADECE 6 KELİME, KAFA'NA GÖRE VE BİZE YAZIN BÖLÜMLERİYLE OKUYUCUYA DA İNTERAKTİF BİR ALAN AÇMASI






       
            Eskiden dergilerde elbette interaktif bir ortam vardı. Ama alan açısından sınırlıydı epey. Resim ya da şiir gönderirdik en fazla. Olmadı bir yarışma yaparlardı. Ona katılırdık. Bahsettiklerimi de İstanbul semtlerinden birine normal posta olarak gönderirdik. Genelde de Maslak olurdu. Fakat KAFA dergisinde üç ayrı interaktif kısım var ve bunların her birini istediğiniz gibi gönderebiliyorsunuz: Ayrıca öyle posta kodu falan belirtmene de gerek yok. Karalıyorsun bir şeyler. Açıyorsun e-mail sayfanı. Oradan hallediyorsun işini. İstersen 6 kelime kullanarak fiyakalı bir duruş sergile. İstersen kafandan geçen bir öykü gönder. İstersen KAFA'na göre (adı üstünde) kamyon arkası yazı yaz. Resim çiz. Alınacakları listele. Kafana göre yani. Hatta istersen bunların hepsini birden yap. E daha ne olsun?



               Velhasıl, KAFA dergisi çok güzel bir dergi. 6 TL'ye dergi mi olurmuş! Bunların derdi edebiyat değil, para bürümüş bunların gözünü! Piyasa edebiyatında başı çekenlerden... Kim ne diyorsa söylesin. Güzel insanların güzel yazılarla, yadsınamayacak emeklerle oluşturduğu bir dergi bu. OT bu konuda hiç de fena bir yol açmadı ki KAFA belli bir çıtayı da aşmış durumda. Sunay ağabeyimin sayesinde başlayıp, dergideki diğer kıymetli insanları da keşfetmeye elden geldiğince devam edeceğim. Hem fena mı mis gibi de arşiv oldu!


twitter.com/FilmNotlari


















No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?