Monday, August 24, 2015

Playstation 4'ten SmartTV'ye Film İzleme Platformu: Filmbox Live




Teknolojinin sürekli artan bir ivmeyle gelişmesi, günlük rutinimizin yanında film izleme alışkanlıklarımızı da bariz bir şekilde değiştirdi. 70’lerin sonuna gelindiğinde günümüzde artık tatlı bir nostalji olarak baktığımız video kasetler, film izleme konusunda sinema salonlarına ya da televizyona önemli bir alternatif olmaya başlamış; ev sineması kavramının temellerini atmıştı. Sonrasında VCD’ler, DVD’ler derken Blu-Ray’i de gördük.

İnternetin gerçek anlamda global bir ağ olmasıyla film izlemede yeni bir çağa girdik. Tüm bu gelişmelerin getirisi olarak, son 5 – 6 senede iyice popülerleşen video on demand (VOD) sayesinde bir tık ile arzuladığımız filmleri izleme noktasına geldik. Tonlarca uğraş ve emek karşılığı kotarılan yapımların emekçilerinin maddi olarak bir kazanç sağlayamadığı Torrent gibi yöntemleri saymaz isek, Amerika’da Netflix vb. platformların sağladığı pek çok cihazdan bir dokunuş ile film izleme tecrübesini ülkemizde başarıyla sunan bir platform var: Filmbox Live.

Bünyesinde vizyon filmlerinden, sinemalara uğrama şansına erişememiş filmlere kadar pek çok film bulunduran Filmbox Live’ın en büyük avantajı ise sunduğu cihaz seçenekleri. Filmbox Live, film izleme deneyimini çeşitlendirmek amacıyla bilgisayarın yanına; Playstation 4 gibi konsol ve içlerinde LG, Samsung, Sony, Philips gibi önemli markaların bulunduğu SmartTV gibi cihazları da eklemiş durumda. Android ve iOS tabanlı tabletler ya da akıllı telefonlar da bu seçenekler arasında.

Bir diğer iyi haber de FilmLoverss okuyucularına. Filmbox Live’a üye olan FilmLoverss okuyucularına sayısız film izleyebilecekleri Filmbox Live üyeliği ilk ay sadece 0.99 TL!

Filmbox Live'a üye olup bu fırsattan yararlanmak istiyorsanız, hiç vakit kaybetmeden şu linke tıklamanızı öneriyoruz: http://www.filmboxlive.com/tr/banner-welcome?partnerID=trskr50dsek3&utm_source=filmloverss&utm_medium=filmloverss_dosya&utm_campaign=1tl



Kaynak: http://www.filmloverss.com 

Sunday, August 23, 2015

Hayallerimdeki Kadın: Nasıl unuturum sevgilim seni?







★☆☆☆☆



Amerikan bağımsız sinemasının öne çıkan isimlerinden David Gordon Green’in yönetmenliğini üstlendiği ‘’Hayallerimdeki Kadın’’, sevdiği kadını unutamayan Angelo Manglehorn adındaki bir çilingirin öyküsünü konu alıyor. Filmde Angelo’ya hayat veren Al Pacino, kariyerinin 47.fiilminde bir kez daha karşımıza çıkıyor.

Al Pacino, sene içerisinde Hayallerimdeki Kadın da dâhil olmak üzere üç filmle beyazperdede boy gösterdi. Ancak bu filmlerin ortak paydada buluştuğu tema nedense ‘tükenmişlik sendromu’ olarak gösteriliyordu. Danny Collins’te aldığı bir mektup sonucu hayatını yeniden gözden geçiren ve değersiz olduğunu hissetmeye başlayan bir şarkıcıyı, Barry Levinson imzalı Dönüm Noktası’nda ise eleştirmenlerden aldığı olumsuz tepkiler neticesinde kariyerinde çöküş yaşamaya başlayan bir oyuncuyu canlandırırken izledik Al Pacino’yu.  Pacino, burada da kalbi kırıldığı halde bir türlü sevdiği kadını unutamayan ve çevresine karşı iyice yabancılaşan bir adamı oynuyor. Mütemadiyen takıntı haline getirdiği, aşkına mektuplar yazan ve hayattan beklentisi kalmamış bir adam bu. Haliyle de epey depresif bir hayatı var. Yani burada da tükenmişlik sendromuna meyleden bir çıkış noktası söz konusu. Acaba bu Pacino’ya işaret eden bir metaforun sinyali mi? Ya da kendisi böyle hissettiği için mi bu tür rolleri kabul ediyor bilemeyiz ama Al Pacino, hala yaşayan büyük oyunculardan biri.

Filme geçecek olursak, ne yazık ki sinema tarihinde pek çok örneğine rastladığımız ‘sevdiği kadını unutamama’ teması bu filmde çok yüzeysel işleniyor. Yönetmen, bilhassa oyuncu kontrolünde bocalamalar yaşıyor. Keza maalesef Al Pacino başta olmak üzere performanslar da bir hayli yoruyor. Senaryo üzerinde kurulan dramatik yapı sürecinin yokuşa sürülmesi gibi diyalogların da tekdüze ilerlediğini söylemek lazım.Aslında filmde kayda değer birkaç nokta var ama senaryoda üstünkörü geçilmiş. Örneğin, Manglehorn’un kedisine duyduğu düşkünlük, oğluyla olan ilişkileri ya da hayatına giren kadın gibi detaylar kâğıt üzerinde sağlam malzemeler teşkil ediyor. Tabi bunların üstünde durulsaydı…


21 Ağustos vizyonunun en zayıf seçeneği olan Hayallerimdeki Kadın, daha iyi olabilecek hikâyesini aynı sularda yüzdürmekten ötürü ivmesini kaybetmekle birlikte giderek yorucu bir seyir haline gelmeye başlıyor ve bu sıkıcı anlatıyı Al Pacino bile bastıramıyor.

Saturday, August 22, 2015

Show Radyo'da bunları da es geçmeyelim




Show Radyo ile ilgili karaladığım ilk yazıda, bu radyonun diğer radyolarla kıyaslandığında neden bu kadar özel olduğunu, kaliteli ve dilimizi temiz kullanan radyocuların varlığı sayesinde Show Radyo'nun gün geçtikçe daha çok takip edildiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Bu yazıda da radyonun, konuşan programlarından ziyade müzikle haşır neşir olanlarından  bahsedeceğim.




1) SARI TRAMVAY

Güçlü Mete'nin sunduğu ''Sarı Tramvay'' her Pazar, sizi alıyor ve geçmişe doğru uzanan bir yolculuğa çıkartıyor. Bu yolculukta da Mete'nin seçtiği herhangi bir tarihin döviz değerlerini, televizyondaki kült programları, utbol maçlarını ve siyasi olayları hatırlıyoruz. Belki de o tarihte siz ilk arabanızı almışsınızdır, evlenmişsinizdir ya da en heyecanlı sinema deneyiminiz olmuştur. Kim bilir? 20 yıldır seferleri devam eden Sarı Tramvay, eskinin unutulmaz şarkıları eşliğinde her pazar 21:00'da Show Radyo'dan kalkmaya devam ediyor.









2)BAŞIBOŞ SAATLER

''Her kadın bir şarkı gibidir. Bazen sözlerini
unutursun ama melodisi aklında kalır.'' Ya da ''Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.'' diyenlerin programı mottolarıyla karşımıza çıkan Başıboş Saatler, her Cumartesi saat 20:00'da Cüneyt Büyükyaka'nın kadife sesli sunumuyla Show Radyo'da arz ediyor. Her biri ağızda ayrı bir tat bırakmaya müsait dört bölümden oluşan Başıboş Saatler'de akustik yorumlardan 45'liklere, kıymetli yerli yapımlardan duayen şarkıcılara kadar eskinin birçok nostaljik güzelliği kulaklarımıza çalınıyor, hafızamızı tazeliyor. Ve biz, bu eskinin güzelliklerini dinlerken Cüneyt Büyükyaka da şarkılara olan hakimiyetini, dinleyiciler üzerinde duygusal ve şairane bir tesir bırakacak şekilde bize hissettiriyor. Ayriyeten Başıboş Saatler'de Cem Karaca, Erkin Koray ve Moğollar gibi Türk Rock Müziği'nin efsanevi şarkıcıları ve onların şarkıları bilinmeyen katmanlarıyla ele alınıyor. BItmedi, ıskalananlar, mazisi kalbimizde yara olanlar, serbest takılanlar unutulmaz şiirlerle harmanlanıyor. Bir Özdemir Asaf özlemiyle, Cemal Süreya tutkusuyla ya da bir Orhan Veli saflığıyla...


NOT: Türk filmleri köşesinde Vural Özkan'ın anlatımı da bir o kadar enfes!







3) AYLİN ASLIM İLE HADI BUYUR

Özellikle gençlerin takip ettiği radyo programlarından biri olan ''Aylin Aslım ile Hadi Buyur'' yine Show Radyo'nun özgün programlarından biri. Geçmiş ve şimdinin jenerasyonu arasında köprü kuracak şarkıları özenle seçen Aylin Aslım, her Çarşamba saat 14:00'da, tekrarıyla Cumartesi aynı saatte en yakın müzisyen, oyuncu, gazeteci vs. dostlarını programına buyur ediyor. Onların müzik sevgisini, müziğe nasıl başladıklarını ya da müziğe nasıl yaklaştıklarını dinliyoruz  Aslım'ın programında. Ve dediğim gibi Aylin Aslım, geçmiş ve şimdi arasında köprü kuran 80'li , 90'lı ve 2000'li yıllardan şahane rock şarkılarını dinleyicilerle paylaşıyor. Çok özletmeden kendinizi, hadi siz de buyrun :)






Bu arada #müziksusturulamaz


twitter.com/FilmNotlari



Önceki yazı: http://sinemasanattir.blogspot.com.tr/2015/06/show-radyoyu-neden-dinlemeliyiz.html