Wednesday, July 15, 2015

Ayı Teddy 2: Hepimiz Ted'iz







Seth McFarlane, Family Guy dizisi ile pek çok hayran kitlesi edinmekle birlikte, nitelikli bir mizah yaratmış oldu. Aslında bu mizah çok farklı değil. Mel Brooks ve ZAZ Biraderlerin janrının  daha modern ve B-sınıfı ağırlıklı olanını düşünelim mesela. İşte böyle bir mizah anlayışıyla McFarlane, rüştünü beyazperdede de ispatlamak maksatlı Ayı Teddy yi yarattı. Hem gişe hem de beklentiler açısından iyi bir başarı kazandı. Bunun üstüne bir de 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' adında kalite açısından vasat bir western parodisi çekti. Aynı başarıyı yakalayamayan McFarlane bu sefer de çareyi Ayı Teddy'nin devam filmi için aradı. Zaten yeni bir devam filminin geleceği de kaçınılmazdı.


İlk filmde, yetişkinliğin çocukluk evresine karşı olan ironik ve komik çatışmasını izlemiştik. Bu doğrultuda Ayı Teddy filmin aslında yan rollerinden biriydi. Çünkü biz John'un hayatında yaşadığı çıkmazları izliyorduk. Filmin asıl mevzusu ise: ''Ayı Teddy, John'un hayatında bir nimet mi yoksa külfet mi?'' sualini seyircilerine soruyordu. Şimdi bu devam filminde Ayı Teddy tam anlamıyla başrolde. Zira bu sefer onun ilgilenmesi gereken daha insani meseleler var. Misal, kendisine damgalanmış 'teknik olarak sen eşyasın' yaftası onun için büyük bir problem teşkil ediyor. Bu uğurda da kafası dumanlı biraderler Teddy ve John, hak-hukuk arama mücadelesine girişiyor ve filmin alamet-i farikası olan ciddiyetsizlik de gittikçe kayboluyor. McFarlane de ibrenin başka yöne kayacağını da önceden hesaplayarak, aralara son derece cinsiyetçi, homofobik, ırkçı espriler iliştiriyor. Buna rağmen de yer yer çok eğlenceli durum komedisi anları bile bu rahatsız edici durumu bastıramıyor.


Ancak bazı yerlerde Seth McFarlane'in olgun yaklaşımları dikkatlerden kaçmıyor. Buna en güzel örnek Doğaçlama Tiyatrosu'nun olduğu bölümdü kanımca. Zira orada sırayla ''11 Eylül'', ''Robin Williams'ın intiharı'' ve ''Charlie Hebdo katliamı'' gibi olayların sıralandığı sahnede çok ince bir vurgu var. McFarlane bana kalırsa, orada bu tür hassas vakalar söz konusu olunca mizahın da bir yerde frenlemesi gerektiğini söylüyor. Buna ek olarak Family Guy'dan aşina olduğumuz birkaç zeki esprinin de filmde iyi durduğunu söylemek lazım. Bilhassa Amanda Seyfried'e yapılan Gollum ve Morgan Freeman'ın etkileyici sesine yapılan espriler unutulacak gibi değil.

Yani, bana göre Ayı Teddy 2, ne ilk filmin gölgesinde kalmış ne de onun çıtasını aşmış. Kalite açısından yine aynı. Temasal olarak yine şu sıralar live-action animasyonlarda rastladığımız, insan olmayan bir varlığa insani özellikler bahşederek, Amerikan toplumunun naif yönünü kitlelere kazandırma çalışmasının başka bir örneğini perdede yeniden görmüş oluyoruz. Tabi her ne kadar McFarlane'in hınzır mizahı bu kaideyi anti-tez bir mizahla harmanlayarak daha sempatik hale getirmeye çalışsa da bu temayı çok daha etkili ve yaratıcı bir şekilde kullanan nice filmler izledik biz.


No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?