Saturday, May 2, 2015

Eskişehir Film Festivali'nden Bir Film (02.05.2015)




LFO (2013) Poster

LFO

Ses yoluyla insanları hipnoz etmenin bir yolunu bulan Robert, bu başta deneysel ama sonraları şeytani olacak tespitini yeni komşular üzerinde denemeye başlıyor. Haliyle de her güç sahibi gibi bir süre sonra kontrolünü kaybeden Robert'ın yüzdüğü tehlikeli sular bir yana, arka planda çalan titreşimli ve seyirciyi de bir nevi hipnotize eden sesler eşliğinde film, bizi içine alıyor. 

Atmosfer ve mekan tasarımıyla ünlü 'The Lives of Other' filmini hatırlatan film, yukarıda bahsettiğim gibi fondaki seslerle salt bir gerilim filmi yaratırken, Robert'ın komşularına uyguladığı acımasız yaptırımlar da kara mizahın dozunu arttırıyor. Özellikle Robert'ın alternatif ceza yöntemi çok zekice! Uzun zamandır bilim kurgu- mizah birlikteliğinin bu derece yoğun olduğu bir film hatırlamıyorum ben açıkçası. 

Aslında filmin ana meselesi, sesin insanları etkisine aldığını vurgulatmak değil. Dünyayı değiştirmek! İşte Robert da bunun için uğraşıyor. Çünkü hayattan bir beklentisi yok. İnsanların rezalet yaratıkların olduğunu düşünüyor. Haliyle de devreye Malthus'un popüler nüfus teoremi devreye girip, 'Revizyon için insanlığın yok olması' tezi yeniden karşımıza çıkıyor. Önce komşularıyla bir oyuncak gibi oynayan Robert, zamanla eve gelen polis ve şantajcıları da etkisi altına almaya başlayınca Robert'ın da gitgide şu sıralar Hollywood yapımlarının arasına sıkıştırılmış popüler metaforu gerçekleştirmeye çalıştığını görüyoruz. Ve şunu da es geçmeyelim. Patrik Karlson'ın oyunculuğu gerçekten inanılmaz. Robert gibi itici bir karaktere uyguladığı mizansenler yerinde gayet. 

LFO, çok iyi başlıyor. Belli başlı yaklaşımlarıyla bizi de sarsıyor. Ancak, kara mizahının aromasını hipnoz etkisiyle film boyunca götürmeye çalışınca dramatik yapı dağılıyor. Robert'ın idealleri şablonlaştıkça filmin süresini uzatıyor. Haliyle de film bocalıyor, yolunu bulamıyor ve yukarıda bahsettiğim metafor uğruna etkileyici deneyimini yorucu bir seyre bırakıyor. Ama, bir görün derim. Beş duyu organımızla algılayabildiğimiz bir fonksiyonun tehlikeli ellerde ne boyutlara ulaşabileceğini sinemanın gücüyle görün. 

3/5









No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?