Thursday, April 30, 2015

Cuma Notları Vol 1


ÖNERİLEN FİLMLER

     
Marvel artık malumunuz çizgi roman uyarlamaları içerisinde bildiğiniz seri üretim konseptine bürünmeye başladı. Öyle ki her sene bir Marvel uyarlaması izlemeye başladık. Bu beraberinde Marvel dışındaki diğer çizgi roman estetikli süper kahraman filmlerine de yeni bir kapı açtı ama Marvel'ın bir farkı vardı. Kendine has alaycı bir mizahı ve başroldeki süper kahramanlarından ziyade bilime verdiği önem. Ama özellikle mizah. Iron Man'i sevdiren paslanmaz, kurşun geçirmez zırhı mıydı? Yoo, tabi ki o ukala tavırları, sivri dilli nüktedan esprileri. Keza Hulk'ın fevri davranışları da koltuklarımızdan düşürecek kadar güldürüyordu bizi.

Haaaaah! İşte merakla beklediğimiz Avengers: Age of Ultron'da bu keskin mizahı minimum düzeyde. Yani basın gösteriminden çıkan çoğu sinema yazarı öyle düşünüyor. Nolan'ın Batman filmleri gibi. Daha karanlık, birazcık soğuk. Aksiyon az mı çok mu bilemem ama herkes eksik bir şeylerin olduğunu vurguluyordu. O yüzden gidecek olanlara şimdiden iyi seyirler dilerim ama ilkini sevdiyseniz aynı tadı bulamayacağınız aşikar.















Kalbime söyle taş mı basayım?


Verdiğin sözleri nasıl unutayım

Ellerini böyle boş mu tutayım?


Yarin olmazsa olmazı var? 


Bu sözler Metin Tosyalı'ya ait. Metin Tosyalı, işte bu haftanın mutlaka izlenmesi gereken filmleri listesinde üst sıralarda yer alan Toz Ruhu filminin baş karakteri. Tabi Tansu Biçer'in rafine performansıyla birleşince daha bir nefis oldu Metin Tosyalı. Filme dönecek olursak, son zamanlarda karakter yaratma ve senaryo anlamında böylesine sağlam bir film izlemediğimi söylemeliyim. Ve o filmin içerisindeki 'arabesk' mevzusu daha sempatik ve mantıklı aslında. Hikayesi de iyi. Ben çok uzatmadan bu haftanın öncelik verilmesi gereken filmi olarak Toz Ruhu'nu öneriyorum. Biraz daha eleştirsene neden önemli bu kadar diyenleri de aşağıdaki linke davet ediyorum.

http://www.ranini.tv/ilk-bakis/2246/1/toz-ruhu


















Gömülü resim için kalıcı bağlantı
ÖNERİLEN PROGRAM

Televizyonda kültür sanat programı var? Şöyle bir sayacak olursak, Gülay Afşar'ın sunduğu Gece Gündüz, Nefise Karatay'ın sunduğu Afiş ve daha sık takip ettiğim (sinema yazarlarına da önem veren) Ezgi Sütçü'nün sunduğu Sadece Sinema+Parola var. Ceylan Özçelik ve Gizem Ertürk'ü de unutamam tabi. Ooouvv Burcu Kutluk'un Trend Topic'i.. Gerçi çokmuş yahu. Ama olsun canım çoğalsın tabi bu tür programlar. Mesela TV2'ye bir kültür sanat programı daha geliyor. Hem de çok sempatik bir kadının sunumuyla. Bu kadının adı Funda Karayel. Kendisi Sabah gazetesinde sinema yazıları yazıyor ve keza zamanında Beyaz Tv'de Perde Arkası adındaki kültür sanat programının sunuculuğunu yapıyordu. Çok da tatlı bir sohbeti olan Karayel artık her cuma gecesi TV2'deki o hoş sohbetleri ve sağlam konuklarıyla karşımızda olacak. Programlarından takip ettiğim kadarıyla pek de dobra bir kadındır kendisi. Ve aslında bizim kafamızı kurcalayan sorularla karşısına çıkar konuğunun. Neyse, biz bu soruların cevabını Film Koptu'da göreceğiz her cuma.










ÖNERİLEN TAKİPÇİ


Şu sıralar TV ve radyolarda onun sesini çok duyuyorsunuz aslında. Lipton, her yudumda bahar vaaaar, polisaaaan, aveaa, migros.... Aklınıza gelebilecek pek çok reklam filminin arkasındaki o huzur verici ses resimde gördüğünüz harika kadına ait. Yoga eğitmenliği de yaptığı biliniyor ama siz onu Patron Mutlu Son İstiyor'un alamet-i farikası olan ''Sen'' şarkısıyla biliyorsunuz. Twitter ve Google'daki arama kısımlarına 'Billur Güventürk'' ü yazdığınızda ya bu şarkı ya da ''Billur Yazgan'', ''Billur Kalkavan'' gibi ünlülerle 'bunu mu demek istediniz?' gibi şeyler çıkıyor önünüze. Ama Kocan Kadar Konuş'ta da duydunuz kendisini çok kısa olsa da. Çıkarım senle her yola, Toyotaaaa keza. Ha tabi bu arada kendisi de sesiyle doğru orantılı olarak çekici tabi ki.


Kendisi Jingle House'ta çalışıyor. Soundtrack, seslendirme, dublaj.... Evet, kendisi sesiyle ön plana çıkıyor ama neyse ki en son Güneri Cıvaoğlu'nun bildiğimiz 'Şeffaf Oda' programında karşımıza çıktı. Ve programın yarısını da billur gibi sesiyle şenlendirdi. O programa youtube'dan falan ulaşabilirsiniz.


Yav, tamam uzatma. Anladık, kendisi güzel, sesi şahane de biz onu niye twitter'da takip edelim?Valla, kendisi çok PC başında durmuyor. Haliyle fazla da twitter'a  giremiyor ama şu sıralar memleketimin en güzel yerlerinden Rize'den mis gibi fotoğraflar çekip Instagram'a koyuyor. Vakit buldukça da geziyor. Yani fotoğrafları Rize ile sınırlı kalmıyor. Dilerim kendisini medyanın ana akım mecralarında da görme şansımız olur ki daha çok tanınır.

Takip edin: @gullurbiventurk


ŞUNU SÖYLEMEZSEM ÇATLARIM


Leyla ile Mecnun, Behzat Ç, İşler Güçler... Televizyonun fişek gibi yapımlarıydı. Eşi benzeri olmayan bir tarzları ve mizah anlayışları vardı. Ama bir şekilde tutunamayıp veda etmişlerdi. Tam o sırada da Kardeş Payı gelmişti. İyi ki de gelmiş. 35 bölümdür bizi kahkahalara boğan bir diziye de veda ettik. Selçuk Aydemir'in işleri niye böyle kısa? O mevzuya sonra gireriz. Yani dünkü bölüm ben de soğuk duş etkisi yaratmadı değil. Hele ki Metin ve Ali'nin birden o karanlık yanlarının ortaya çıktığı sahne! Final bölümünü uzun bir süre unutmayacağız. Yine bayağı bir güldüm ve yeri geldi hüzünlendim. Yalnız, şuna itirazım var. Final anında ritim gevşedi. Tempo düştü ama olsun be. Aile ve kardeşliğin öneminin altını kalın çizgilerle çizmeden, keskin ve zeki bir mzahla yansıtan, bir yandan klasik mahalle dizilerine karşı saygı duruşunda bulunurken aynı zamanda kendi mizah anlayışını da bu saygı duruşuyla harmanlamıştı Kardeş Payı. Bizi bu kadar güldüren ve etkileyen Selçuk Aydemir ve ekibi neler neler yapmaz. Dilerim zımba gibi işlerle daha uzun süreli olarak yeniden karşımıza çıkarlar.

Aşk kardeşliğe sormuş: Ben varken sana ne gerek var?
Kardeşlik cevap vermiş: Sen gittiğinde ben güldürüyorum.


NOT: Vakit buldukça her cuma böyle kısa kısa yazmaya devam edeceğim.









No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?