Sunday, January 18, 2015

Whiplash: Kan, ter ve gözyaşını başka yerde aramayın!

http://www.izmirdesanat.org/wp-content/uploads/2015/01/hero_Whiplash-2014-1.jpg


Bazen bir film izlersiniz hayatınız değişir. Ya da o anki ruh halinizle bir film izlersiniz eliniz ayağınız titrer, kalbiniz öyle bir çarpar ki nefes alıp vermekte zorlanırsınız.
Sonra o filmi en yakınınızdaki kişilerle görüşmek istersiniz. Teşvik edersiniz bir yandan. Daha sonra düşüncelerinizi daha da perçinleştirmek için kaleminizi kullanırsınız. Kalem ya da klavye…  Hiç fark etmez. Ama bir bakıyorsunuz ki bacaklarınız kasılmış ve zihniniz bir nevi doz aşımına uğramış. Film sizi öylesine derinden etkilemiş, öylesine alttan alta tokatlamış ki bu filmi anlatacak iyi bir ifade veyahut sağlam kelimeler bulamıyorsunuz.

İşte Whiplash de tam öyle bir film! Açıkçası FilmEkimi’nden bu yana gelen yorumların fazlasıyla overrated olduğunu düşünüyordum. Konusu da gayet basit geldi bana. Müzik okulunda en iyisi olmaya çalışan bir genç ve gayet sert, uyuz olan hocasına verdiği mücadele. Malumunuz 87. Akademi Ödüllleri’!nde (Oscar) oldukça fazla sayıda aday olan Whiplash, artık bir yerden sonra aklımı çelmeye başlamıştı.

Filmi oturdum ve izledim. Bu yazıda fazla samimi davrandığım için okuyucudan özür dilerim ama bu filmi başka türlü ifade edemeyeceğim. İnanın şu an bile zorlanıyorum. Filmi izlerken sürekli o baterinin düşmeyen temposunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Tabi hikayedeki genç Newman’ın Freddie Krugger’dan bile daha ürkütücü ( melek görünümlü şeytan bir bakıma) öğretmen Fletcher’a kendini kabul ettirme mücadelesi filmin ilerleyen kısımlarında öyle bir hal alıyor ki davulların ve baterilerin üstündeki terler kana dönüşüyor! Newman’ın ellerindeki bagetleriyle sağladığı swing ritmi, yerini şiddete bırakıyor ve Newman kan-ter-gözyaşı üçgeni çerçevesinde içindeki siddeti ve hırsı davullardan ve çevresinden çıkarmaya çalışıyor. Fletcher’ın küfürleri, aşağılamaları, hakir görmeleri Newman’ı daha çok tetiklerken bir yandan içindeki potansiyel Fletcher’ı çıkartıyor. Finale kadar düşmeyen ritim ve Milles Teller (Newman)- J.K. Simmons arasındaki oyun sizi sürprizlerle beraber sürükleyip götürüyor. Asla sonu gelmeyen bu mücadelede ise bir bakıyorsunuz siz de Fletcher ile beraber elinizi, kolunuzu, bacağınızı sallarken buluyorsunuz; sonra bir bakıyorsunuz Newman’la beraber adrenalin, kan basıncı, kalp çarpıntısı değerlerinde bir doz aşımına uğruyorsunuz.

 http://www.kyleprohaska.com/wp-content/uploads/2015/01/Whiplash-4.jpg

Yani bu film A’dan Z’ye bir başyapıt. Hiçbir aksayan tarafı yok. Jo Jones-Charlie Parker arasındaki müzikal rekabetten uyarlanan ‘’Whiplash’’in senaryosu gerçekten çok başarılı. Tabi bu senaryoyu perçinleştiren, oyunculuk ve yönetmenlik başta olmak üzere filmin bütün unsurları oluyor. Yukarıda da dedim ya konu bana basit geldi. Ama yönetmen gayet basit gibi görünen bu hikaye için sağladığı yakın çekim mizansenlerinde gerilim ve heyecanı birden arttırıyor. Oyuncular da üstüne düşeni fazla fazla yerine getiriyor ki J.K. Simmons (Fletcher) özellikle Oscar nezdinde rakipsiz duruyor! Keza Milles Teller da harika oynuyor. Öte yandan ses miksajı ve kurgusunun dinamikliği hem caz müziği sevdiriyor hem de seyirciye darbe üstüne darbe vurduruyor.

Kısacası, Whiplash’i muhakkak izlemeniz gerekir. Öyle çok zor beğenerek elitist bir görüntü de sergilemem kendime ama her filme de kolay kolay tam yıldız vermem. Şunu söylemeliyim ki Whiplash’e hiç düşünmeden tam yıldız verdim. Zira basit bir hikaye sinemanın içinde var olan özgün diliyle, yönetmenin zekice hamleleri ve oyunculuklar arasındaki oyunla bir başyapıta dönüşüyor. Film öyle bir etki bırakıyor ki insanda belki kimisi hiç haz etmediği caz müziğe yeniden ilgi duyarken kimisi de bu müzik janrından korkmaya başlayacak. Çok yönlü, çok farklı okunmalara yol açan ve uzun uzun konuşulacak mükemmel ötesi bir film Whiplash!

 Filmin Notu: 5/5

Bu yazı Popüler Sinema'da yayınlanmıştır.