Friday, December 5, 2014

"The Water Diviner" Basın Gösterimi Sonrası Eleştiriler



Müjde Işıl: Russell Crowe, The Water Diviner'da, Türk'e Türk'ü Türk'ten daha sinemasal anlatmış.

Okan Arpaç: Savaşa akıl, vicdan gözüyle, antimilitarist açıdan bakan, finaliyle ağlatmayı başaran, iyi film.

Ali Ulvi Uyanık: Türlerin "savaş, dram, romantizm, serüven...) kombinasyonunu dengeli biçimde kotarmış, kaliteli ana akım sineması örneği. Tarihsel duraklarında ve söylemlerinde son derece dikkatli, özenli, abartısız.

Halil İbrahim Sağlam: Eğer reenkarnasyon diye bir şey varsa Russell Crowe'un önceki hayatında tam bir Türk olduğunu düşüneceksiniz. Hikayenin işlenişi, müziğin kullanımı, klişeler yumağı ile Avustralya usulü bir Yeşilçam filmi. Sinematografik olarak ortalamanın üzerinde ama savaş sahneleri Türk filmlerinden maksimum 1 tık ötededir ya da değildir. İz bırakacak bir film olduğunu ya da filmdeki herhangi bir oyunculuğun 'harika' olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil.

Gizem Ertürk: Son Umut çok iyi niyetli ama iyi bir film değil ne yazık ki bir şeyler eksik. Ama Russell Crowe yine müthiş. Erdoğan ve Yılmaz da öyle.

Uğur Vardan: Russell Crowe, sanki meseleye Peter Weir'in "Gallipoli"de bıraktığı noktadan başlıyor.

Olkan Özyurt: Russell Crowe'un "Son Umut"u bizim sinemacıların hep çekmek istediği Çanakkale filmi olmuş. İlk yönetmenliğinde de iyi bir filme imza atmış.

Alper Turgut: Memleket insanının çok seveceği bir film olmuş. Russell Crowe da resmen Türkiye'nin fahri elçiliğine soyunmuş.

Ömür Gedik: Russell Crowe'a büyük alkış ve teşekkür. Son Umut filmine bayıldım. Dengeli film çekebilmek böyle bir şey işte. Türk dostu Russell Crowe'un filminin dünya gişesi bol olsun.

Numan Serteli: Bizim bir türlü yapamadığımızı Russell Crowe başarmış. The Water Diviner içinde bizlerin de olduğu "objektif" yaklaşımlı bir Çanakkale filmi.


No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?