Sunday, September 21, 2014

Lucy: İnsan Beynin Sınırlarını Aşarken Kayışı Koparmak


        

                
                

                 Konumuz şöyle, Tayvan'da yaşayan Lucy, erkek arkadaşının kazığıyla Asyalı bir mafya grubunun eline düşer. Asyalı mafya grubu Lucy'nin karın boşluğuna küçük bir operasyonla CPH4 adlı sentetik bir uyuşturucu dolu paketi yerleştirirler. Maksat teslimat kolaylaşsın ve açık vermesin. Olayların sonrasında ise bu uyuşturucu Lucy'nin vücuduna nüfuz etmesi beklenmedik bir reaksiyona yol açarak beyninin optimum kullanma sınırını (%10) mübalağalı bir şekilde aşmasıyla birlikte kendisini kullanan mafyadan intikam almasını ve yaşadığı hayatın sığlığını bambaşka bir boyuta çevirmesini izliyoruz. Öte yandan Morgan Freeman'ı eksantrik bir şekilde profesör rolünde (!) görürken onun insan beyni, evren ve yaratılış hakkındaki tezleri filmin ciddiyet ve absürtlük arasındaki ince çizgiye ait duruşunu zedeliyor.

               Açıkçası, bu film asgari düzeyde de olsa soğukkanlı bir şekilde izlenmeli. Neden mi? Çünkü üstünde durulması gereken ciddi bir bilimsel konu, popcorn sinemasının olmazsa olmaz aksiyon unsuruyla birleştirilmeye kalkışılmış. Haklı olarak insanın kafası karışıyor ve film hakkındaki düşünceleri değişmeye başlıyor.

               Filmin zaten yaptığı en büyük yanlış, Luc Besson'ın senaryo ve kurgusuyla ahkam kesmesi. Sadece evrim ve uzay hakkındaki göndermeleriyle Kubrick'e (Stanley) değil bütün bu meseleyle haşır neşir olanlara kesiyor bu ahkamı. Zaten filmdeki profesörün tezleri, kanıtları bir yerden sonra tutarsız giderken, bu insan beyninin %100'ünü kullanma olayının da filmin finale doğru sarpa sararak çuvalladığını söylemek mümkün.

               Ancak şu var ki filmin doğa belgesellerindeki 'vahşi doğa' sahneleriyle kurduğu paralel kurgu çok başarılı. Lucy'ye doğru yaklaşan mafya adamlarıyla akabinde karşımıza çıkan leoparın geyiğe doğru adım adım yaklaşması bunun en sağlam örneği. İkide bir su içmeye kalkan maymun adam adeta ''2001:Bir Uzay Macerası''nın parodisini yapsa da yakışır kalmamış bu durum.

               Aslında her büyük yönetmenin mutlaka bir tane de olsa zayıf filmi vardır. Ama Besson ve Lucy'yi birlikte düşündüğümüz zaman aynı şeyi söylemek güç. Zira Lucy gibi hezeyanlıklar silsilesiyle dolu bir film için en yapıcı sıfat, ''Besson'ın en çıldırdığı filmi'' olur herhalde.

                Oyunculuklar açısından zaten karşımızda en gözde oyunculardan Scarlett Johansson ve Morgan Freeman var.Johansson, filmin bütün ritmini hat safhada kullanırken açıkçası Freeman'ın profesör tipi biraz sönük kalıyor.Filme tam yedirilememiş bence.

                 Kısacası, Luc Besson yaz aylarının oldukça rağbet gören popcorn sinema anlayışından faydalanarak ortaya karışık bir iş yapmış. Zaten Besson da kasıtlıca konuyu es geçerken, elindeki malzemeyi de iyice sömürüp eğlence ve saçmalığın dibine vurarak ''Limit Yok'' filminde tutan formülü başka bir pencereden anlatmaya çalışmış. Ama keşke bunu daha bilimsel bir dilde anlatsaymış. Veyahut Lucy'ye daha çok olanak tanıyıp onu bir ölüm makinesine dönüştürüp ortaya 2 kat daha fazla aksiyon çıkartırdı.Beğenmemekle beraber filmi saçma bulsam da yer yer eğlendiğimi belirtmeliyim.O yüzden az çok benzer yorumlarla filmden ayrılacağınıza emin olsam da aklınızda kalmasın, görün derim. 


            Filmin Notu:5/2
            twitter.com/FilmNotlari

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?