Sunday, July 13, 2014

PALDIR KÜLDÜR DE EDEBİYAT OLUYORMUŞ






































Hababam Sınıfı'nda mutlaka herkesin unutamadığı bir replik vardır.Nedense benim aklımda hep, 'Ot yerler,bunun gibileri de bok yerler repliği her Hababam Sınıfı'nı veya Kemal Sunal'ı duyduğumda kulaklarımda çınlanır.Bu sene de OT dergisi yeni yeni popülaritesini kazanırken yine kafamda bu replik... Gülüyorum.
Neyse arkadaşlar arasında bir muhabbet geçiyor: -Olum bu dergilerde de hiç bir halt yok ha! Varsa yoksa entel dantel yazıyorlar çiziyorlar amına koyim.Yok mu şöyle adam gibi yazan dergiler? -OT var. diyorum -OT ne la? Kafan mı güzel senin.Bende böyle ineklesem ot arar dururum herhalde... diye takılıyor bana arkadaş.
Ondan sonra bizim evin yakınında büyük bir AVM'nin içine giriyorum.Dergilerin olduğu reyona bakan abiye, 'OT' var mı? diyorum.. Beyefendi, sebze reyonumuz şurada karşıda diye bir de bu dingil takılıyor bana.Ya sabır,sabır sabır!
Ben de soluğu Dost Kitabevi'nde alıyorum.Şükür ki buluyorum.Hemen eve koşa koşa gidiyorum.Açıyorum sayfaları.Daha 3 sayfayı bitiremeden katlayıp rafa koyuyorum.Ulan bu muydu OT OT dediğiniz! Neyse ben yine de vazgeçmiyorum birkaç ay daha almaya devam ediyorum.Artık böyle Nisan ayı gelmiş.Ümidi kesecekken severek okduğum Murat Menteş gündemi yazmış.Böyle basit gibi falan cümlenin sonunu da, ''Az insan olun lan!'' şeklinde bitirmiş.Güzel hoşta yine pek istediğimi bulamıyorum.Neyse Haziran geliyor.Hadi Haziran'ı da al.Bu sefer de Angutyus adlı abimiz yazı uzun olmasına rağmen bir baktım döktürmüş.Bildiğin Türk insanın yobazlıkarına,hoyratlıklarına sövmüş ama hak etmişiz bizde.Yani adam haklı beyler.Angutyus güzel hoş yazmış.Bir de Mahir Ünsal Eriş, Ankara'da bir pavyon öyküsü anlatmış.Bak o da güzel diyorum.Yekta Kopan'dı, Sinem Sal'dı bir iki yazar derken yarılamadan yine katlayıp rafa koyuyorum.İçimden de diyorum,her ay biraz daha sayfasını okumaya başlıyorum.Ama böyle de olmaz ki diyorum.Temmuz ayını da alma diyorum.Tabi artık tesadüf mü diyim,yoksa bilinçaltı mı bilemedim.Temmuz sayısı da günler öncesinden alınıyor.
Dergiyi de şöyle almıştım.Şimdi paramı biriktirmişim.Baya da bir birikmiş.Hemen koştum, ağırlıklı olarak İletişim Yayınları'ndan afilli kitaplardan böyle 8 9 tane.Para da kalmadı.Neyse kitapları bakmadan poşete attığımdan oradaki görevli bana Mahir Ünsal Eriş'in Olduğu Kadar Güzeldik kitabı yerine Olduğu Kadar'ı vermiş.Kitabı da değiştirirken yine tesadüf mü bilemedim 5 TL artıyor.Para üstünü veremiyorlar.Mecburen OT'u da aldım.Bir yandan da istiyorum aslında.
Eve geldikten bir saat sonra Game Of Thrones'u izledim..Sıkıldım.Hadi iftara daha var diyerek balkona geçtim OT'u okumaya başladım.Bu sefer sayfa atlamamakta kararlıydım.İlk sayfada karşıma Murat Menteş çıktı.Yine böyle gündemi özetlemiş ama son sayfalarda tam anlamıyla kadınların ne kadar kıymetli olduğunu yazmış.Bunu da öyle yazacak bir şey bulamadığından ya da kadınlar da görsün bizi diyerek yapmamış.Baya içinden gelerek,adam gibi yazmış.Gözümden bir iki damla yaş geliyor son satırlara gelirken.Siliyorum.Seray Şahiner'in bir yazısında alıyorum soluğu.Galata Kulesi'ne yapılan rantçı çay bahçesinden dem vuruyor.Kadın öyle bir yazmış ki kalkıp İstanbul'a gidip benim de eyleme katılasım geldi. (Bu arada Ankara'da yaşanıyor tüm bunlar) Çeviriyorum Angutyus.Hobaa! Benim adam.Etlik'teki çocukluğunu anlatmış.Hem de öyle fakir ama gururlu ayaklarıyla değil.Tam gurula.Bir de Etlik benim de çocukluğumun geçtiği elit bir yerdir.Daha bir sempatiyle okuyorum.Yine helal olsun diyorum!
Neyse, yine Yekta Kopan'a geliyorum.Bu adama da bayılırım.İki kitabını da tek gecede bitirmişliğim vardır.Saatli Maarif Takvimi'nden gündemle parallelik yapmış.Ya bunu nasıl yapıyorlar diyorum.Ve içimden diyorum: Bence bu sefer oldu!
Ben OT'un içinde kaybolurken iftara davet edilmişiz.O sırada Hatice Meryem'in ''Bir Kadını Öldürmeye Nerden Başlanmalı' diye ilgi çekici başlıklı öyküsünün yarısındayım.Annem hadi dedikçe ben daha hızlı okumaya başladım.Kadının anlattığı aslında yeni bir şey değil ama gelecek zamanlı anlatımı öyle güzel düzenlemişki bitirmeden kalkamadım.Tam böyle 2 sayfa dolu dolu.Öyküyü okuyorum,arada bir gülüyorum falan.Ve finalde o meşhur Hassktr! i çekiyorum! O duş başlığıyla kurduğu bağlantıyı da yürekten alkışlıyorum.Misafirlikten geliyoruz.Yine açıyorum OT'u.Asya Seyhan'ın röportajı var.Aslında tam röportaj değil.Farklı bir formatı var.Böyle 'Bil Bakalım Kim?' tarzı soruları var.OT'un bir farkı da o ve sorularıdır bence.Bu sefer de Ahmet Hakan'la yapmış.Seyhan tam adamına göre seçiyor vallahi.Sorular da öyle.Yaşamak mı daha zor yoksa çince mi sorusunu hala unutamadım
Oydu buydu derken bu ayki OT'u da en azından yarılayarak okumuş oluyorum.
.OT'a bir yakın dergi de SabitFikir..Ama SabitFikir'in de en fazla 8 sayfasını falan okuyorum kardeşim.Haziran sayısında bir şu Gezi edebiyatı,SOMA dosyası bir de bir tane eleştiri dikkatimi çekti.Gerisi de hep biraz uzatılmış entellektüel ifadelerle donatılmış yazılarla dolu.
AtKafası diye bir şey keşfettim.Fanzinlere saygıda duruyor vesselam.Ama OT yine başka.OT,böyle bildiğin Afilli Filintalar'dan gündemin nabzını tutan adamlara geniş bir pencere sunuyor.Mizah göremedim ben.Baya hayatın içerisini gördüm.Öyle sınırlamada yok.Herkes içinden geldiği gibi yazıyor.Ve mutlaka karalayacak bir şeyleri var.
Valla, bir şey diyeyim mi? Baya bildiğin paldır küldür de edebiyat oluyormuş be hacı! Hem de OT,bunun alasını yapıyor.
NOT.OT'un şu aralar favori sayfalarında Hakan Günday'ın,Hakan Bıçakçı'nın ve repliklerin olduğu kısımlar da mevcut.


    

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?