Tuesday, May 13, 2014

Panzehir: Cehennem Bazen Dünyadadır...



             Büşra ve Dağ gibi toplumun göz ardı edilen sosyolojik boyutlarını ele alan filmleriyle tanınan Alper Çağlar, yönünü daha kişisel ve Hollywood standartlarında bir filme çeviriyor.Son günlerde izleyenlerden olumlu eleştiriler alan Çağlar'ın yeni filmi Panzehir, klasik bir hesaplaşma ve intikam öyküsünü konu  alsa da Alper Çağlar'ın filmde kullandığı teknikler ve yabancı oyuncularıyla da dikkat çeken kadrosuyla filmin diğer türevlerinden ayrılan farkları da ortaya çıkmış oluyor.Esasında da Panzehir'in,bu özellikleriyle bir yerli yapım olması daha gurur verici.

               Konu itibariyle soluksuz izleyeceğimiz bir yeraltı dünyası atmosferinde bir tetikçi ve yükselmek isteyen çaylak bir polisin hikayesini izliyoruz.Kadir Korkut namı değer İblis Kadir, uzun yıllar İstanbul'un en güçlü mafya babalarından olan Kara Cemal'in tetikçiliğini yapmış ve bu pis işleri bırakmak istediğini Kara Cemal'e iletiyor.Tabi yeraltı dünyasında emeklilik yoktur.Bir kez girdiniz mi çıkması zordur.Her ne kadar Kara Cemal, Kadir'in özgürlüğünü verse de 2 düşman ailenin kökünü kurutması için Kadir'i kullanıyor.Rakısının içindeki zehir fark edemeyen Kadir,anlaşmaya göre bu 2 ailenin kökünü kurutursa ihtiyacı olan panzehir alacaktır.Ama zaman oldukça kısıtlıdır.Zira Kadir'in 6 saatlik bir ömrü kalmıştır.Bir de bunun üstüne aynı mağduriyeti yaşayacak olan,  başta İblis Kadir,Kara Cemal ve ailesini ifşa edeyim derken yakayı ele veren çaylak polis Cem ve görme engelli piyanist Elsa'nın da olaya girmesiyle olaylar çok daha başka şekilde gelişecektir.

                Yeşilçamdan beri güldürüyoruz.Trajedi yaptık mı hüngür hüngür ağlatıyoruz.Korku filmi de yapıyoruz. Cannes Film Festivali'ne sağolsun yalnız ve güzel ülkesini Nuri Bilge Ceylan her seferinde yeni başarılarıyla daha da taçlandırıyor. Minimalist sinemada Demirkubuz,Pirselimoğlu,Erdem gibi yönetmenlerimiz var.Post modernist filmimiz var.Onur Ünlü sen bin yaşa! ..... Eeee madem bu kadar Türk Sineması adına gurur verici şeyler yapıyoruz.Neden bizimde eli yüzü düzgün, Hollywood filmlerinde gördüğümüz,özendiğimiz tarzda bir filmimiz olmasın? İşte Panzehir, aradığımız filmi gözler önüne seriyor.

                Öncelikle filmin en büyük katkısını sağlayan Alper Çağlar.Yönetmen,senarist,kurgu ve yapım tasarımında karşımıza çıkan Alper Çağlar hem aksiyon severleri hem de çizgi roman müdavimlerini hayal kırıklığına uğratmayan bir film yapmış.Oyuncu seçimleri,ışık ve ses planlamaları, görsel efekt gerçekçiliği konusunda yönetmenliği nefis zaten.Ama filmin en önemli faktörü senaryo ve kurgu.Alışkın olduğumuz bir hesaplaşma filmi gibi görülse de Alper Çağlar, izlediği klasik aksiyon filmlerindeki anlayışı kendi hayal gücüyle müthiş bir titizlilikle senaryosunun üzerinde oynuyor.Filmin sonlarına doğru bu değişim kendini daha da belli ediyor tabi.Bunun yanında Alper Çağlar, dövüş sahnelerinde John Woo ile özdeşleşen Hong Kong dövüş sinemasına, düello sekanslarında spaghetti western'in en büyük yönetmeni Sergio Leone'ye  atıfta bulunurken,tüm bu saygısını çizgi roman estetiğiyle yeniden biçimlendirdiği kurgusunda sergilemiş oluyor.Bunun yanında Amerikan polisiyelerinin olmazsa olmaz ögesi, 'uyumsuz ikili' formu burada da işliyor.Emin Boztepe'nin canlandırdığı Kadir'in soğukkanlılığı,Polis Cem'in nükteli esprileriyle bir bütün halinde seyir keyfini daha da akıcı hale getirmiş oluyor.

            Olay örgüsündeki ana çatışmalar,içindeki karakterler ve senaryo pek çok yönüyle Frank Miller imzalı Sin City, Marvel çizgi roman aleminden Punisher hikayesi (Ki Kadir ve Punisher'ın benzerlikler belirgin şekilde) ve en çokta Godfather,Goodfellas tarzı gangster filmleriyle akrabalık bağları güçlü.Ama en benzer örneği Sin City tabiki.

             Sin City'de Nancy'yi içine düştüğü duruma getirmesine sebep olup tekrardan bu durumdan kurtarması için ölmeye hazır olan polis şefi Hartigan'ın öyküsüyle, Kadir'in Elsa'yı içine düştüğü durumdan kurtarması benzer nitelikler taşıyor. Yeraltı dünyasının yükselme evreleri,aileleri bitirme geçişleri de Godfather ve Goodfellas filmlerini hatırlatıyor.Ama şu da var ki bütün mafya babalarının aynı masada yemek yerken müthiş bir objektifle çerçevelenen kare aynen Da Vinci'nin şaheseri ''Son Yemek''i hatırlatıyor.

             Film sadece gangster veya çizgi roman uyarlamalarından ziyade Rodriguez,Tarantino gibi yönetmenlerin bol kanlı çatışma sahnelerini de kullanmayı ihmal etmiyor.

              Filmin oyuncu seçiminde gerçekten başarılı seçimler yapılmış. Wing Tsun dövüş sporcusu Emin Boztepe'nin İblis Kadir rolünde olması isabetli bir karar olmuş.Bunu en çokta dövüştüğü yerlerde görmek mümkün. Polis Cem rolünde Tolga Akdoğan gerçekten döktürüyor.Cüneyt Arkın ve oğlu Murat Arkın belki de şu ana kadar en çok hak ettikleri bir mafya babası rolünde karşımızdalar.Diğer oyuncular da çok başarılı.Kısa süreli gözüken Duygu Çiftçioğlu ve Öykü Gürman da gayet yerinde oyunculuklar sergilemişler.(Özellikle de Kaan Urgancıoğlu) Ama filmin en çok öne çıkan iki oyuncusu var bana göre.Yabancı oyunculardan Edoardo Costa ve Florence Eugene harika keşifler.İki oyuncunun da canlandırdığı karakterler Hollywood standartlarında görebileceğimiz en iyi  kötü adam-kadın performanslarını başarılı bir şekilde sergilemişler.
   
                   Panzehir,film noir etkisini de layıkıyla yerine getiriyor.Atmosferi daha da gerçekçi yansıtan gri siyah renkler, mekan olarak seçilen Zincirlikuyu ve Kanyon sokakları, Clint Baijikan'ın Hans Zimmer tarzı gerilim müzikleri bu etkiyi başarıyla sağlamış oluyor.

                     Ama asıl mevzuya gelelim.Panzehir, her ne kadar yukarıda saymış olduğum aksiyon filmleriyle akrabalık bağları da olsa film hiçbir şekilde bu filmlerin basit bir kopyası veya özentisi değil.İşte filmin en büyük farklılığı ve gururu burada yatmakta.Zira filmde Öykü Gürman'ın enfes bir yorumla söylediği 'Allı Turnam' türküsü, arabanın radyosunda sık çalan arabesk ve TSM şarkıları,saz,Anadolu motifinin çizildiği Adana yöresi gibi yerel kültür ve değerlerin filmde de yer alması filmin orijinalliğinin göstergeleri aslında.Özellikle de Kadir ve Cem'in Cihan ve adamlarıyla çatıştığı sekansta Teoman'ın, ''Güzel Bir Gün Ölmek İçin'' parçasının çalması harika bir kompozisyon olmuş.

              Sonuç olarak film ekibi canla başla çalışmış.Başta emeğini ve desteğini esirgemeyen yapım koordinatörü Gizem Çalıkoğlu,sinemanın kıymetli bir sanat olduğunu bu yeni filminde gösteren Alper Çağlar,diğer tüm teknik ekip ve oyuncular nefis bir iş çıkartmış.Bana kalırsa Panzehir'in seri haline dönüşmesinin ihtimali yüksek.Zira filmde çok üstünde durulmayan karakterler için prequel senaryolar şimdiden yazılmış olabilir.Polis Cem'in kariyerinde yükselmeler, Kadir'in babası ve Kara Cemal'in yeraltı dünyasındaki cengaverlikleri...  Umarım da bunun gibi sürprizlerle film seriye dönüşür.O zaman son söz şu: En sonunda kaliteli bir aksiyon filmi ve çizgi roman kahramanımız oldu.Hoşgeldin İblis Kadir!

Filmin Notu:5/4
twitter.com/FilmNotlari


           


           
             

             

1 comment:

  1. kadir ve cemin civanın adamlarıyla çatıştıktan sonra yatın radyosunda çalan öykü gürmanın seslendirdiği türkünün adı nedir ?

    ReplyDelete

Ne Gelmiş?