Monday, May 19, 2014

Lego Filmi:Özel ve Yaratıcı Olma...



              ''Özel ve yaratıcı olma''... Animasyon filmlerin son 10 yıldır en çok yararlandığı bir jargon bu.Bunun 10 yıl öncesinde ise animasyon filmler daha çok klasikleri uyarlama veya çocuklara da sinemayı sevdirmek amaçlı yapılırdı.Ama Disney-PIXAR'ın 2000'li yılların başlarında piyasaya sürdüğü ilk CGI animasyon film olan ''Toy Story'' (Oyuncak Hikayesi) ile bu anlayış tamamen değişti. CGI'nın yanı sıra animasyonlarda 3D,live action ve stop motion gibi türler daha da yaygınlaştı.Ama hepsinden önce filmlerin temaları ve hitap ettiği kitle de değişti.Daha çok hayvanlar alemi,cansız nesnelerin veyahut fantastik karakterlerin filmin ana karakterlerini oluşturan filmlerde boy göstermeye başladı.Tema olarak aşina olduğumuz bir takım bilgiler güçlü mesajlarla bazen daha çok anlam kazandı bazen de başka anlayışlar meydana getirdi.

              Bu anlayışların başında da işte bu bahsetmiş olduğum, 'Özel ve yaratıcı olma' jargonu vardı. Oyuncakların çocuklar için ne kadar büyük bir önem taşıdığını,onların sadece çarpıştırıp çocukları avutmak için değil aksine onların çocukların hayal gücünün bu oyuncaklar sayesinde ne kadar geliştiğini gösteren ödüllü animasyon Oyuncak Hikayesi, onları ötekileştirdiğimiz halde onların da duyguları olabileceğini ve bir takım klişelerini yıkabileceğini gösteren Sevimli Canavarlar, güzel çirkin anlayışını mizahla parçalayan Dreamworks harikası Shrek serisi, insan-doğa ilişkilerini anlatan çok nefis Buz Devri, Madagaskar serileri gibi daha pek çok animasyon filmini sayabiliriz.Ha ama en çokta başarma konusunda belki de en güzel örnek yine Dreamworks filmlerinden Kung Fu Panda,Arı Filmi ve son filmlerinden Turbo. Sömürüye karşı bütün koloniyi harekete geçiren bir bal arısı, kıçını kaldıramadığı halde özgüveni ve başarma duygusuyla yanıp tutuşarak mücadele etmekten korkmayan Çin'in en büyük savaşçısı olan bir panda,doğasının gereklerine isyan edip hız tutkunu bir salyangoz.... Bunlar her ne kadar absürd gelse de aslında hayattan hikayeler. Ne kadar ötekileştirilen,tutkuları doğaya aykırı olsa da mücadelen vazgeçmemenin göstergeleri.

             İşte tam anlamıyla, legolar adına olan 'Lego Filmi' bu anlayışın yeni bir meyvesi. Legoların evreni, kötü kalpli bir lego olan Mr. Busineess tarafından totaliter bir şekilde yönetilip,kendine göre parçalara ayrılmaktadır. Bu yıkımı durduracak olan da kehanete göre seçilmiş ''masterbuilder' olan Emmet adlı sıradan bir inşaat işçi legodur.Emmet her ne kadar çevresi tarafından hor görülüp zavallı konumuna getirilse de içindeki özgüven duygusu ve özel tutkusuyla, yanına aldığı ekiple bu yıkımı ve sömürüyü durdurmak için kolları sıvamaya başlıyor.Filmde pek çok ünlü simanın lego versiyonları da yer almakta (Shaquille O Neal, Batman,Gandalf,Abraham Lincoln vs.) 

             Filmin ana meselesi aslında diğer animasyon filmlerine göre daha politik.Emmet'ın hikayesi aslında bildiğimiz şekliyle ilerliyor.Ama filmi diğer türevlerinden ayıran yanı: ''Yaratıcılık'' .. Filmdeki lego evreni aslında bir baba-oğul çatışmasının tablosu. (Kötü legoyu seslendirenle babanın Will Ferell olması burada bir avantaj). Bu çatışmadan da biz filmin ana meselesine girmiş oluyoruz aslında.

             Şu anki yaşadığımız toplum düzeni buna örnek. Her birimiz bizi yönetenlerin dedikleriyle hareket ediyoruz.Onlara göre yaşıyoruz.Yaratıcı olmamız için önümüze konan engeller çok fazla. Filmdeki baba oğul çatışmasında bütün mesele de buradan kaynaklanıyor.Baba koleksiyon yaparak legoları kendine göre düzenliyor,yapıştırıyor ve her şeyi kendi planlarına göre yapıyor.Koleksiyonlarını sergilediği alanlara da DOKUNMAYIN,ELLEMEYİN,UZAK DURUN! gibi sınırlayıcı uyarılar da koymuş.Oğlu da babasının düzenini hiçe sayarak bambaşka bir alem yaratıyor ve çocuğun legolarla kafasında canlandırdığı hikaye de legoların evrenini oluşturuyor.Hem öykü hem de bu baba oğul çatışması paralel bir kurgu izliyor.Çocukların yaratıcılığının daha çok teşvik edilip,sınırlamalar getirilememesi, Emmet'ın kendini bulma yolculuğuna yerleştirilmiş mesajlar olarak karşımıza çıkıyor.

             Oyuncak Hikayesi ile çok benzerliği olduğu kesin.Ama yaratıcılık-oyuncak ilişkisi Lego Filmi'nde daha ön plana çıkıyor. Mizahı da senaryoda bolca kullanan filmde Hollywood filmlerine de zekice yapılmış göndermeler mevcut. Gandalf'ın Dumbledore ile karıştırılması, Batman'in abartılı karanlık profili gibi. 8 bitlik geçiş yazıları da filme güzel düşünülmüş.Filmde yer alan karakterlerden bir yüzü iyi bir yüzü kötü olan polis karakteri de hoş duruyor.

              Ancak filmin bazı sıkıntılı yerleri var. Kovalamaca sekanslarında aşırı hızlı geçişler var. Legoların istediği gibi döndürülüp, parçalarına ayrılması da bunun dezavantajlarından.Baba oğul ilişkisi kurguya güzel yerleştirilse zamanlaması yanlış.Zamanlamayla beraber filmin akıcılığını da sıkınıtıya sokuyor.

              Sonuç olarak, oyuncakların ve sınırları aşmanın özellikle de çocuk gelişiminde ne kadar etkili olduğunu gösteren Lego Filmi, şu anki devlet yönetimleri gibi politik meselelere de olan göndermeleriyle her yaştan izleyiciye hitap eden bir animasyon filmi.Mizah ve yaratıcı modellemeler de cabası


Filmin Notu:5/4
twitter.com/FilmNotlari





             

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?