Monday, April 21, 2014

İstanbul Halk Tiyatrosu'ndan Günümüze...




        2006 yılının Aralık ayından Yıldıray Şahinler,Levent Üzümcü, Bahtiyar Engin ve Kemal Kocatürk ''İstanbul Halk Tiyatrosu''nu kurdular.Bahtiyar Engin'in anlatıklarına göre,  bu oluşumda hiçbir din,dil,ırk ayrımı yapılmaksızın,bütün toplumları kucaklayan,toplumun meselelerine oyunlarında yer veren bir kurum İstanbul Halk Tiyatrosu... Oyunların künyelerine de bakarsak genel olarak yönetmenliği Yıldıray Şahinler üstleniyor.Oyuncu kadrosunda ise Cem Davran,Bahtiyar Engin,Erkan Can ve Selin Yeninci'yi görmek mümkün.Yan rollerde de başarılı performanslar sergileyen Simge Defne Çelik, Selim Can Yalçın,Aytek Önal da bu müthiş kadronun genç oyuncuları arasında yer alıyorlar. @Sanatim_Sanat twitter hesabımda da sıkça duyurduğum İstanbul Halk Tiyatrosu oyunları geçtiğimiz günlerde Ankara Şinasi Sahnesi'ne gelmişti.İhtiyar Balıkçı ve Deniz'i kaçırsam da Bezirgan ve Alevli Günler'i kaçırmadım ve izledim.Şimdi bu iki oyuna bir bakalım.



BEZİRGAN: ŞİNASİ USÜLÜ DİNSEL TAŞLAMA KOMEDİSİ



        Öncelikle şunu hatırlatalım.''Bezirgan'' herhangi bir ilçeye bağlı köyü anlatmıyor. Moliere'in meşhur komedilerinden ''Tartuffe'' nin İHT (İstanbul Halk Tiyatrosu) tarafından günümüz koşullarında modern bir uyarlaması.Yıldıray Şahinler'in rejisörlüğünü yaptığı oyunda başı Cem Davran,Bahtiyar Engin ve Selin Yeninci çekiyor.


        Şinasi usülü bir görücü usülü evlilik komedisini,dinsel yozlaşma sınırları içerisinde işlerken bir yandan da toplumumuzun genel meselelerini güzel bir töre komedyasıyla harmanlıyor.Ve oyuncular bunu canlandırdıkları karaktere uygun yapılmış olan maskelerle yapıyor.Testere filmindeki Jigsaw'un maskesini andıran maskelerle de seyirci maskelerin tiyatroda sık kullanıldığı, Commedia dell'Arte formatını da tatmış oluyor.Bu arada maskeler aslında oyunun komedi malzemesinden ziyade en önemli metaforları.Maskeyi takmayan Zikret Bey'in her dediklerine eyvallahları olsa da maskelerin çıktığı yerde kapalı kalmış düşünceler de açığa çıkıyor.

       Konu itibariyle her şey, pimpirikli ve dindar bir adam olan Zikret Bey,Bezirgan adında adı sanı meşhur,din konusunda kendisine 'üstad'' denilecek tarzda bir adamla tanışmasıyla başlıyor.Bu beraberinde Zikret Bey'in iyi niyetini ve dini değerlerini suistimal ederek Bezirgan'ın onun evine yerleşmesini, ve aklını çeldiği fikirleriyle biricik kızı Meryem'i onunla evlendirmeye ikna ediyor.Bezirgan'ın her türlü pisliği,şantajcılığı,hatta Allah'a koştuğu şirkleri göremeyecek kadar aklı ve zihniyeti kör olan Zikret Bey'in imdadına da evin sakinleri yetişiyor.

       Uyarlama gayet başarılı.Yıldıray Şahinler'in rejisörlüğü gayet yerinde.Oyunculara gelirsek.Cem Davran, pimpirikli,dindar ve kafası karışık Zikret Bey'i canlandırırken aynı zamanda hayatı ona ve ailesine zindan eden Bezirgan'ı da harika bir şekilde tasarlanmuş kukla modeliyle canlandırıyor.Kendine göre gerek sesini kalınlaştırarak,jest ve mimiğin uyumuna göre kolunu ve kafasını hareket ettirmesi, özellikle de espri niteliğindeki 'Allah,Allah Alllaaaah!' nidası da bir hayli başarılı.Daha ilk perdeden zincirleme ve karışık kurduğu atasözleriyle,patavatsızlığıyla salonu kırıp geçiren Bahtiyar Engin de harika.O da evin hizmetçisini türün tüm klişelerine uygun olarak oynasa da dublaj ve seslendirmelerinde kullandığı cılız sesi hizmetçiyle müthiş bir uyum sağlıyor.Ve işin ilginç tarafı maskesini de oyun sonuna kadar çıkarmayan tek kişi o. Diğer oyunculardan Selin Yeninci ve Simge Defne Çelik'i ayrı beğendim.Sırasıyla Zikret Bey'in eşini ve kızını canlandırıyorlar.Selin Yeninci'nin Elmire rolünü önceden Şebnem Bozoklu oynuyordu.Ama bana kalırsa Selin Yeninci daha oturmuş.Özellikle Bezirgan efendiye yaptığı cilve sahneleri,şımarık kız konuşmaları gerçekten harika.Simge Defne Çelik ise önceden Selin Yeninci'nin canlandırdığı Meryem karakterini üstleniyor.Güzel,çekici,hafif şımarık ama samimi kız rolünde gayet başarılı.Bu arada sürekli, babacıım,babacım demesi de bana bir şeyleri hatırlattı ama....  Ve o gün izlediğimde onun da yaş gününün olması pek manidar olmuş ki rolüne de yansımış.Azar azar çıkan büyük tiyatrocu ve seslendirme sanatçılarından Faruk Akgören de döktürüyor.Aslında Zikret Bey'in çaresizliklerine en çok desteği de veren o. Hatta yeri geliyor Bezirgan'ın yaptıklarına bir dur demek için: ''Başkasının malına mülküne dadanmak hangi kitapta yer alıyor?'' diyerek bu zararlı meseleyi sorguluyor.Bu oyunun bir yerinde oyuncuların birbirleriyle inceden dalga geçtikleri sırada Akgören'e, '2 replikle oyunu bitirdin' kısmına da ironik bir şekilde gelmiş oluyor.Damir ve Miryat'ı oynayan Selim Can Yalçın ve Aytek Önal'ı da beğendim.Tabi sürpriz performansa gelirsekte o da Erkan Can'ın canlandırdığı ''Valide'' karakterine.Ara ara çıksa da tam bir kaynana sesiyle eğlenceli bir performans sergiliyor.

         Goran Bregovic tarzı müzikleriyle,yerinde seçilmiş dekoru ve senaryo üstünde günümüzde,özellikle sosyal medyada üstünde durulan ve geyik konusu olan, Fışkiye,püskevit ve hatta akil adam meselesine de ufaktan bir göndermeleriyle oyun cidden şahane.Hem komik hem de düşündürücü.


Oyunun Notu:5/4
twitter.com/FilmNotlari
twitter.com/Sanatim_Sanat


ALEVLİ GÜNLER: YA BENİ YAKIN YA DA ZİHNİYETİ...



       Aziz Nesin'in kült eserlerinden Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ve yerli yapımlardan başrolde Ahmet Uğurlu'nun oynadığı Memleket Meselesi'ni önümüze bir koyalım.İlk filmde bir kafa kağıdı tescilinden doğan rezaletle diğer filmdeki, 'Ben bu ülkenin vatandaşıyım,ne hakla bana böyle davranır' ını birleştirdiğimiz zaman belli başlı farklılıkları olsa da ortaya bu oyun çıkıyor.Yine rejisörlüğünü Yıldıray Şahinler'in yaptığı ve hatta oynadığı oyunda,  başrolde Cem Davran,Yıldıray Şahinler ve Bahtiyar Engin'i görüyoruz.Yan rollerde ise Selin Yeninci ve Erkan Can yer alıyor.

      Oyunu izlerken kafamda hep Zeki Demirkubuz filmleri ve Gülse Birsel tarzındaki sitkom dizileri geldi.Ama sonradan bu ikisinin birleşiminden müthiş bir uyum çıkmış.Yani birleştirirsek Zeki Demirkubuz, tiyatroda bir sitkom yapmak istese ve metnini de kendisi yazsa az çok böyle bir oyun gelirdi.Zira oyun genel olarak tek bir mekan Tarık'ın evinde rakı muhabbetleri eşliğinde sahneleniyor.Bu sahnelerle sitkom dizilerini hatırlatan Alevli Günler, masadaki boşvermişliklerle,pervasızlıklarla ve küfürlerle Demirkubuz tarzı bir komediye dönüşüyor. Konu itibariyle, Tarık,Hayri ve Mensur uzun yıllar kardeş gibi yaşayan üç yakın birader.Tarık bir üniversitede profesör,Mensur muhasebeci ve Hayri de kasap.Bir gün rakı sofrasında Tarık, arkadaşlarından: ''Ben öldüğüm zaman,beni yakın'' diyor.Zira Tarık şaman olduğuna inanıyor ve buna bağlı olarak gelişen olaylarda Tarık kimliğindeki ''islamiyet'' ibaresini ''tengrizm'' olarak değiştirmek isteyince hem onun hem de seyircinin soluğu Diyanet İşleri Bakanlığı'nda ve banka kuyruklarında aldığı bir kara komedi izlemiş oluyoruz.Tabi Tarık'ın çok az bir ömrü de kaldığından Tarık'ın can yoldaşları maço ve agresif Mensur,saf ve grubun ara bulucusu Kasap Hayri ona bakmak zorundadırlar.

        Senaryo itibariyle ilk başlarda yavan ve zorlama gelen metin, ilerleyen sahnelerde Cem Davran ve Yıldıray Şahinler'in ince esprileriyle,Bahtiyar Engin'in (Hayri) anlık çıkışlarıyla seyirciyi kırıp geçirmeyi başarıyor.Özellikle de her bir sahne geçisinde senaryoya güzelce eklenmiş, Cem Davran'ın ve Erkan Can'ın birbirlerine attıkları paslar, ''Hasaaaaan!'' esprisi de cabası.Alevli Günler, ender görülen bir sorunu dile getirse de daha çok oyunculuklarla dikkat çekiyor.Cem Davran'ın üstüne yapışan, ''Pimpirikli,sorgulayıcı ve kafası karışık'' tiplemesi burada Tarık'ta şekilleniyor.Cem Davran bunu layıkıyla getiriyor haliyle.Mensur karakteriyle üstüne cuk oturan bir rolle karşımıza çıkan Yıldıray Şahinler sahnede adeta döktürüyor.Mimikleri,tonlaması ve üslubu müthiş.Erkan Can'ın yan rollerde polis memuru,banka müdiresi,sekreter ve Diyanet İşleri yetkilisi olarak karşımıza çıktığı roller bu oyunda da keyifli.Selin Yeninci'nin avukat rolüyse takdir edilecek türden.Ama bu oyunda asıl başarı Bahtiyar Engin ve onun canlandırdığı Hayri karakteri. Saf, dinine bağlı,biraz cahil olan Hayri'yi canlandırırken bütün doğaçlamasını,performansını bu rol üstünde sergiliyor.Her yere giderken besmele çekiyor.Rakı içiyor.Hatta en ironik ve komik olansa Tarık'ın tengrizmdeki bir inancında bile besmele çekmeyi ihmal etmemesi.Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Mezarlık sahnesinde seyircilerin arasına karışıp fenerleri seyircinin yüzüne tuttukları sahnede Bahtiyar Engin gerçekten rolünün hakkını veriyor. (Oyun çıkışı tesadüfen bu güzel dileklerimi ona iletmemse cabası) 

       Son tahlilde aslında tam da günümüzü ilgilendiren bir meseleyi kara komediye çevirerek insanlık ve yozlaşmış laiklik değerleri üzerine güzel bir eleştiri ''Alevli Günler'' Ama her ne kadar böyle güzel olsa da senaryonun belli başlı kısımlarındaki yavanlık ve birtakım zorlama espriler oyunun seyir keyfini zorlaştırıyor.Ama dediğim gibi izlemeden geçmeyin.

Oyunun Notu: 5/3
twitter.com/FilmNotlari
twitter.com/Sanatim_Sanat 

       



Twitter'da desteğini esirgemeyen ve Alevli Günler davetiyle büyük bir incelik gösterip beni kırmayan Yıldıray Şahinler'e ve oyunlarını her duyurduğumda her türlü RT,FAV ve geri bildirimi gösteren İstanbul Halk Tiyatrosu oyuncularına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.Ben onların oyunlarını duyurmaktan hep keyif aldım.Hala da alacağım.Tekrardan teşekkürler,sanatınız bol olsun :)


















No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?