Sunday, March 23, 2014

Yalnız Kovboyun Sınırsızlar Kulübü



      Genelleme yapacak olursak, eğer bir filmdeki karakterler psikopat,obsesif-kompulsif,maço,küfürbaz bir Texas polisi,mağdur bir zenci ya da toplum tarafından ötekileştirilen aykırı biriyse o zaman o film Oscar için yapılmış demektir.Neden derseniz son yıllarda verilen Oscar ödüllerine bakmanız yeterli olacaktır.Tabi eğer bunların dışında Amerika'yı da doğrudan/dolaylı bir şekilde kurtaran bir adam da söz konusuysa film baştan Oscar etiketini hak etmiş demektir.

        Bizim ülkemizde Oscar ödüllerinden birkaç gün sonra vizyona giren ''Sınırsızlar Kulübü'' de ilk paragrafta belirttiğim kriterlerin çoğunu kendi senaryosu içinde sentezleyerek Oscar tadında bir film olmayı başarıyor.Tabi tam anlamıyla da bu klişelere bağlı kalmıyor.Filmin başrolünde gördüğümüz Matthew McConaughey, hem ağzı bozuk bir maço,hem de hayati riskini tehlikeye sokan AIDS hastası bir adamı canlandırıyor.Hatta bu adam rodeo,uyuşturucu,sex düşkünü ve de yalnız bir kovboy diyebiliriz.


         Film,konu itibariyle şişirilmiş bir eşcinsel mağduriyetiyle yola çıksa da asıl odak noktası ise yasaların sağlık problemlerinin umarsızca önüne geçtiğine dikkat çekilmesi. Ron Woodroof, rodeo,sex ve uyuşturucu düşkünü,kasabada belirgin bir prestije sahipken,monoton saplantıları ve bağımlı olduğu şeyler yüzünden HIV virüsünü kapıp AIDS oluyor.Son derece homofobik olan Woodroof, bunun etkisini sadece kendi bünyesinde değil,çevresinde de acımasız bir şekilde görmüş oluyor.Arkadaşları tarafından alay edilen,çevresi tarafından ötekileştirilen bir adam haline gelmiş oluyor.


        Evet bu noktalar tam Oscar düzeyindeki klişelerle dolu.Ama dediğim gibi filmin odak noktası yasaların hayat kurtaran ilaçları illegal diye  sınırlandırarak AIDS olmuş pek çok kişinin hayatıyla kumar oynamasına dikkat çekmek.Eşcinsel mağduriyeti ve homofobik takıntısı ise filmin kilit noktası.Zaten artık iyicene hayattan bezmiş,monoton tutkularından gitgide vazgeçen Woodrof,bu olayı fırsata çevirmeye karar verir.Hem de kalan sınırlı günlerinde.AZT adı verilen ilaçların dozu bilinçsizce arttırıldığından Woodrof gibi diğer AIDS hastalarına pek iyi gelmiyor.Woodrof,bu durumu kabullenmeyerek illegal yoldan getirdiği ilaçları kendisi gibi AIDS olanlara,eşcinsellere karaborsadan satmaya başlıyor.Seyyar yoldan olmayacağı için de büro görevini görecek ''Dallas Alıcılar Kulübü'' nü açıyor.Bu kulüpte Ron'un hiç sevmediği transeksüeller,eşcinseller de yer alıyor.Ama Ron bu ilaç sektöründeki yozlaşmaya karşı olan davasına onları da dahil etmek mecburiyetinde görüyor kendini.Özellikle de transseksüel bireylerden Rayon,Ron'un yaşam mücadelesinde,insanlık evriminde güçlü bir yol gösterici oluyor.Ki Jared Leto,oynadığı bu karakterle Oscar'ını sonuna kadar hak ettiğini gösteriyor.


            Aslında bu filmde anlatılan eşcinsellik çatışması yan hikaye olarak yer alıyor.Bu hikayede de Rayon yer alıyor.Babası tarafından evlatlıktan reddedilmiş,seçimlerinden dolayı toplumun dışına itilmiş,toplumca aykırı bir kişi.Ve şaşırtıcı bir şekilde Ron'un mücadelesini sağlayan da Rayon'ın ta kendisi.Ama her şekilde mağdur olan da o.


              Film,senaryo ve vermek istediği düşünce itibariyle Scorsese imzalı ''Para Avcısı''na biraz benziyor.O filmde para insanı ne kadar hırslandırıyorsa,kölesi yapıyorsa bu filmde öyle.Para Avcısı'nda ekonomiye hükmetmek isteyen megolamanyak vardı.Sınırsızlar Kulübü'nde böyle bir hedef olmasa da Ron da AIDS'ten aldığı psikolojik güçsüzlüğü karaborsadan sattığı ilaçlarla,yani burada da devreye giren paranın kontrolsüz gücüyle saklamaya çalışıyor.


                 Sonuç olarak 25 gün gibi kısa bir sürede çekildiğinden kurgu yönünden akıcı olmayan,yönetmenin aceleciliğine rağmen,başarılı görüntü yönetimi,yer yer Oscar klişelerine girse de ilerleyen kısımlarda çatışmayı çok yönlü düşündüren senaryoyla ''Sınırsızlar Kulübü''  etkileyici performanslarıyla,her ne kadar Oscar filmi olduğunu belirtse de iyi düşünülmüş başarılı bir film.Diğer türevlerinden ayrılan alamet-i farikası ise duygu sömürüsü yapmadan hikayeyi daha realist bir tutumla anlatması

Filmin Notu:5/3
twitter.com/FilmNotlari


         
               

             
             

     


       

   

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?