Saturday, March 29, 2014

Non Stop: Uçaktaki Şüpheli!




              Açılış sekansına önce aşırı alkolle etrafını sezen sonra da  bir hava alanındaki farklı nitelikteki insanları gözlemleyen hava polisi Bill Marks'ın gözünden bakıyoruz.Bakar bakmaz da filmde bir sıkıntı çıkacağını biliyoruz.Marks, insanlara bakarken ''Kimseye güvenemezsin şu hayatta'' mesajını da inceden seyirciye göndermeyi kotarıyor.Sonraki olaylar da alışkın olduğumuz bir senaryo etrafında şekillense de film, izleyiciye kafasının karışacağını,nefesini tutup soluk soluğa kalacağının garantisini vermiyor.Yani film orta bütçeli diye çıtır çerez bir aksiyon değil tam tersine gerilim dozu yüksek bir aksiyon-polisiye filmi sunuyor seyircisine ve Neeson hayranlarına

              Aslında bu tarzda filmler her ne kadar seyirciye B filmi eğlencesi gibi görülse de zor filmlerdir.Çünkü artık seyirci dizi izlerken bile izleyici konumunda değil senarist konumunda oluyor.Katil kim?, oradaki es geçilen delil neydi? Final nasıl sonlanacak? gibi sorulara kafa patlatıp olayları aydınlatacak düzeyde.İşte Non Stop da yine tam tersine seyirciye karşı işi zorlaştırıyor.Seyirci ne kadar kafa patlasa da uçaktaki şüpheliyi bulamıyor.

                 Konusu itibariyle bilindik bir konu.Ama senaryoda ise durum değişiyor.Çünkü filmin senaristi  John W. Richardsom, gerilimi klasik uçak filmlerindekiyle sınırlandırmayıp polisiyenin yanına  Alfred Hitchcock'un filmlerinde genel olarak rastladığımız, ''Şüpheli kim?'' senaryosunu da aksiyonlaştırıp bu birbirinden farklı nitelikteki 3 yöntemi güzelce sentezleyip seyirciye sunmayı başarıyor.Çünkü konusu itibariyle alkolik ve sorunları olan hava polisi Bill Marks,uçağın içindeki 150 yolcuyu korumaya çalışırken şüpheli biri tarafından da, hesabına yüklü bir para gönderilmezse her 20 dakikada bir uçağın içindeki bir yolcunun öleceği tehdidiyle iyicene sarsılıyor.Bu olayın üstüne Marks,uçaktaki yolcularla iyi polis-kötü polisi oynarken asıl dananın kuyruğu,şüphelinin Bill Marks görünmesi ve uçağı kaçırma gerekçesiyle bütün federal birimlerin aradığı bir numaralı şüpheli olmasıyla kopuyor.

                 Bu devrede yönetmen ve kurgu ve Neeson'ın kurtarıcı kimliği daha ön plana çıkıyor.Yönetmen Jaume Collet-Serra'nın bir an bile durmak bilmeyen hareketli kamerası,Jim May'in  ekranda beliren büyük SMS puntoları ve film boyunca heyecanı daha da yükseklere taşıyan geçişlere kadar tutunda Liam Neeson'un dar bir tuvalette ettiği kavga sahnesine kadar soluk soluğa izleyebileceğiniz sahneler var.Özellikle de filmin sonlarına doğru uçağın türbülansa girmesiyle birlikte aksiyon ve gerilim daha da büyüyor.Tabi filmin sonu politik bir meseleden dolayı yalpalıyor.Ama neyseki film başından sonuna kadar kendini çok az kusurla belli etmemeyi başarıp,seyirciye filme çeken heyecan faktörünü her karesinde tutmayı başarıyor.

                 Liam Neeson dışında Julianne Moore ve şu aralar House Of Cards dizisinde de  oynayan Corey Stoll gibi A sınıfı oyuncular başarılı performanslar sergiliyor.Yerli komedilerin gişede cirit attığı aylarda keyif almak için tercih edilecek bir film değil ama salondan çıktığınızda da verdiğiniz paraya pişman olmayacağınız sıkı bir gerilim filmi Non Stop!

Filmin Notu:5/3.5
twitter.com/FilmNotlari




1 comment:

Ne Gelmiş?