Monday, November 25, 2013

Çatışmıyorlar La Direniyorlar!





             Alkolüne,küfrüne,argosuna ve Türkiye'nin yakın geçmişine göndermelerinden ötürü Behzat Ç,dizisi geçtiğimiz yaz ayında ekranlara veda etmişti.Ama dizinin yayınlandığı süreçte Behzat Ç,Seni Kalbime Gömdüm'le Behzat Ç ve ekibini sinemada da görme şansımız olmuştu.

             İşte Behzat Ç'nin bu ikinci filmindeki olaylar da ilk filme göre gelişiyor. İşlediği cinayet suçundan dolayı Behzat Ç açığa alınmış, ve büroya da cinayetten,polislikten anlamayan hiyerarşi peşinde koşan amirler,yalakalar gelmiş.Tabi bu durumdan en çok zarar görense Behzat Ç'nin eski ekibi oluyor.( Harun,Hayalet,Akbaba,Eda) Bu sırada da İçişleri Bakanı, bir suikaste kurban gidiyor. Behzat'ın yerine atanan Himmet, ise bu olayı lehine çevirip yükselebilmek için Behzat'ın ekibini TEM (Terörle Mücadele) ' ye yardımcı olması için gönderiyor.Ama Behzat'ın ekibi   İçişleri Bakanı'nın cinayetiyle ondan önceki öldürülen bakkal ve Alman konsolosluğunda çalışmış bir kişinin cinayetleri arasında bağ olduğunu düşünüp olayları iyice araştırmaya  başlıyorlar.Olaylar böyle gelişirken Ankara'da her gece yapılan eylemlere TEM'de biber gazı ve tazyikli sularla müdahale etmektedir.Bu eylemlere daha fazla tepkisiz kalmayan Behzat Ç, ise cinayetlerin ardındaki sır perdesini çözmek için kolları sıvıyor.Tabi bir taraftan bu cinayetlerin gösterdiği oklar da  dolaylı yoldan  Ercüment Çözer'in kaçak silah ticareti yaptığı Kıbrıs'ı gösterince de Behzat Ç ve ekibi başına geleceklerden habersiz Kıbrıs'a doğru yola çıkıyorlar.


             Açıkça, söylemek gerekirse bu filmi ilk filmden daha başarılı buldum.Teknik açıdan da olmasa senaryosuyla,konusuyla ve bilhassa ''Gezi'' direnişleriyle ilgili göndermeleriyle bu filmi daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. ''Çatışmıyorlar,direniyorlar'' / ''Savaşın amk,barışa bir şey olmasın'' gibi sloganları da cabası. (Gözlerim dolmadı desem yalan olur.)


              Filmde Hayalet'le Ilgın arasındaki ilişkiye, Akbaba'nın eroinle olan tutkusuna kadar dizinin müdavimlerinin de bildiği birkaç tipik örnekler de mevcut.Ve tabi ki Behzat Ç ve ekibinin ilk film ve diziden alışkın olduğumuz mizahı,argosu,küfrü sonuna kadar kullanmışlar bu filmde de.


             Senaryoyu Ercan Mehmet Erdem yazmış bu sefer.Zaten biliyorsunuz dizinin senaryousunu da Ercan Mehmet Erdem'le yapmıştı.Ama bu film her ne kadar ''vurucu'' da olsa Behzat Ç ve ekibinin o sempatikliği ve komik diyaloglarına çok yer vermektense daha çok bir James Bond klişeliğiyle Amerikan sinemasında rastladığımız polisiye ekolüne yer verilmiş.


                Teknik açıdan yetersiz demiştim. Bunun nedeni deponun patladığı sahnelerdeki efekt yetersizliği, bazı planların çok yakın kullanılması ve bunlardan ziyade yine filmin 4:3 formatında çekilmesiydi.Ayrıca Behzat Ç ve Ercüment Çözer'in depodaki ''Ağır Roman'' usulü bıçaklı düeollasına da bir anlam veremedim.


                 Gezi,Ethem Sarısülük'ün polis kurşunuyla ''terörist'' sıfatıyla katledilmesine, hiyerarşi peşinde koşan badem bıyıklı yöneticilere,kısacası aynı dizideki gibi Türkiye'nin yakın geçmişine ince,ama akılda kalıcı mesajlarıyla,göndermeleriyle ''Behzat Ç: Ankara Yanıyor'',bu senenin en iyi yerli yapımlarından.Yine salondaki çoğu kesimin filmin küfürle komedi yaptığını sanması da ayrı bir olaydı.Hiç şaşırmadım buna,ilk filmdeki gişeyle bu filmin gişesi arasında bir fark yok zaten.Genel bir tabirle ''Benim gibi dizinin müdavimlerini fazlasıyla tatmin edecek''.


                   NOT: Yine de bu filmi  herkesin izlemesini öneriyorum.Behzat Ç'yi seven,sevmeyen/ diziyi izleyen,izlemeyen.Sizde de bir iki etki bırakacağından eminim.İyi seyirler dilerim...


Filmin Notu:5/3.5
twitter.com/Sanatim_Sanat
twitter.com/FilmNotlari

              


           
             

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?