Friday, October 4, 2013

Woody Allen'dan Müthiş Bir Film Daha:Blue Jasmine




              Oscar maratonuna birkaç ay kalmışken şimdiden bu maratona girmesi yüksek ihtimallerle dolu olan filmler vizyona girmeye başladı.Bunlardan biri de hepimizin merakla beklediği bir Woody Allen filmi olan ''Blue Jasmine'' tabiki.

               Annie Hall, Midnight in Paris ve Manhattan gibi filmleriyle ünlü yönetmen Woody Allen'ın bu son filmi ''Blue Jasmine'''de bir kadının hayata tutunma mücadelesini izliyoruz.Hikayeyi şöyle bir özetlersek:

                 Jasmine,yatırımcı Hal ile evlenmiş ve zengin bir hayat sürmektedir.Ancak bu zenginlik Hal'ın çevirdiği dolaplar,hortumladığı paralar sayesindedir.Tabi bu kandırmaca uzun sürmez ve FBI,Hal'ı yakalar.Hal böyle olunca fa Jasmine ortada dımdızlak kalmış olur.Çareyi,aynı üvey kardeşi Ginger'ın San Francisco'daki evine gitmekte bulur.Kardeşini her ne kadar çekemese de ve hatta onu yıllardır aramamasına rağmen Ginger hiç bunu düşünmeden Jasmine'le birlikte yaşamaya devam eder.Bundan sonraki süreçte ise Jasmine'in para kazanmak için hastanede part time çalıştığını ve bunun yanında daha iyi para kazanmak için dekoratör olmak istediğini görüyoruz.Tabi biz bunu izlerken de bir kadının başına gelen en kötü olayları da Jasmine'in başına gelirken görüyoruz bu hayata tutunma çabasında...

                Zerre,Gözetleme Kulesi,Şimdiki Zaman gibi bu senenin yerli filmlerinde bu ''bir kadının hayat tutunma mücadelesi'' ni Woody Allen yine kendine has trajikomik tavrıyla anlatmış.Çünkü filmde Jasmine'in yanı sıra Jasmine'in eski kocası, Jasmine'in üvey kız kardeşi ve bu karakterlerin etrafındaki diğer kişilerin hiçbirinin işlerinin yolunda olmadığını görüyoruz.Bu da aslındaki bir karakterin başka bir karakteri üzmesine kızarken,aslında o üzen karakterin de durumunun kötü olması da izleyiciyi izlerken çelişkiye sokarak olayların hem komik,hem de trajik olmasın sağlıyor.

               Woody Allen'ın müthiş senaryosunun yanında bir başka ustalığı ise kurgusu.Bu filmdeki kurgusunu flashback sahnelerinden alıyor.Ama salt flashback sahneleri değil elbet.Filmin kurgusu hiç bir hatırlatma yapılmadan normal bir şekilde seyrediyor.İlk başlarda birazcık seyircinin kafasını karıştırabilir bu kurgu ama aslında filmin flashback'lerle dolu olduğunu Woody Allen'ın ustaca kullandığı kurgu yönteminden anlıyoruz.O da Jasmine'in bir olay,bir kelime ya da gördüğü bir şey karşısındaki tutumuyla beraber,geçmişte Hal ile yaşadığı konuşmaların birden aklına gelmesi ve bu konuşmaları kendi kendisiyle konuşması oluyor.

              Tabi bu noktada Woody Allen filmde oyuncuların oynadığı rollerdeki karakter derinliklerini sahici bir şekilde çözümlemiş.Bu çözümlemenin en büyük payı da Cate Blanchett'a ait oluyor. Cate Blanchett Jasmine karakterini çok iyi sentezlemiş kendine. Jasmine'în içine düştüğü durumları,Jasmine'in çaresiz kalsa da hala bir şeyler yapabileceğini, ve uğurda hayata tutunma çabasını Cate Blanchett,o kadar güzel oynamış, o kadar güzel yorumlamış ki (şimdilik) Oscar'ı daha başından hak ettiğini görüyoruz.

                Sadece Cate Blanchett değil elbet. Jasmine'in üvey kız kardeşi Ginger rolündeki Sally Hawkins, Jasmine'in dolandırıcı kocası Hal rolündeki Hal ve daha birçok oyuncu da karakterlerine gereken derinlikleri,psikolojiyi gerçekten başarılı sergilemişler.Özellikle ben Ginger'ın genç,arıza ama bir o kadar duygusal sevgilisi Chili rolünü oynayan Bobby Canavelle'ı çok başarılı buldum.Cate Blanchett'ın yanında Bobby'nin de Oscarlık yolunda ilerleyeceğini düşünüyorum. ( En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu) 


              Filmde benim ilgimi çeken bir başka noktaysa ''Blue Moon'' şarkısı. Jasmine'in bu şarkıya özel bir ilgisi olduğunu görüyoruz filmde.Bu şarkıyı da Jasmine ne zaman etrafındakilere hatırlatsa,o an bir başarının oluşacağına inanıyor ,ama maalesef sonuç hüsranla bitiyor her seferinde.İşin ilginç olan bir başka yanıysa Woody Allen çok neşeli müzikleri gene hüsranla sonuçlanan olaylarda kullanmış.Burada yine Woody Allen'ın ironik bir şekilde yarı trajik,yarı komik tarzını görmüş oluyoruz.


             Eleştirmenlerden de tam not alan ve baya da sevilen,Cate Blanchett'ı göklere çıkartan (hak ediyor) ''Blue Jasmine'' hem Woody Allen,hem de sinemaseverler için eşsiz bir başyapıt niteliğinde.Bana sorarsanız bu film bir an önce şu meşhur ''IMDB Top 250'' listesine eklenilmeli. Hayata tutunma çabası ve doğru aşkı bulma yolundaki bu ironik,komik ve traijk yapıtı mutlaka kaçırmamanızı şiddetle öneriyorum.Son söz olaraksa Woody Allen'ın daha çok yaşamasını ve daha nice müthiş filmler yapmasını diliyorum.İyi seyirler...


Filmin Notu:5/4.5
twitter.com/Sanatim/Sanat
twitter.com/FilmNotlari




               

           

           

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?