Saturday, October 19, 2013

Gravity: ''Elveda Oksijen'' (Spoiler İçerir)




                Yazıma başlamadan şunu söylemek isterim ki, yaşadığı ilde IMAX teknolojili sineması olmayanlar veya bu filmi kaçırdım diye üzülenler, boşuna üzülmesin.Normal bir sinemada izlediğiniz ile IMAX arasında hiçbir fark yok diyebilirim.Tek fark IMAX ekranının devasa olması.Yoksa yine her halükarda hem yüzünüze cisimler, hem de  Marslı Marvin figürü geliyor.


                Kaç aydır,birçok sinefilin ve sinemaseverin aksine ben bu filmi gram merak etmiyordum.Bu tür yapımlar çok ilgimi çekmiyor çünkü.Ama son zamanlarda,özellikle twitter'dan gelen iddialı yorumlardan sonra bakalım neymiş diye izledim ve notlarımı sizlerle şimdi paylaşıyorum.


                Alfonso Cuaron, meşhur ''Children of Men'' ve ''Apollo 13'' gibi filmlerinden sonra bilhassa 86.Akademi Ödülleri için kolları sıvamış ve Sanda Bullock odaklı bir uzay gezintisine çıkarıyor bizi.Bu gezide de bu sefer öyle devasa meteorlar değil de günlük hayatta sık rastlayabileceğimiz yerçekiminden muzdarip olan cisimler yüzümüze doğru gelmeye başlıyor.Bunun yanında filmin konusunu da içine katarsak, Ryan Stone adındaki kadın bir doktor'un uzayda kendine bağlı olan sağlam ipinini koparak uzayda kaybolduğunu ve bir nevi uzayda kaybolma diye adlandırılan ''Kessler Sendromu''nu görmüş oluyoruz.Tabi bu esnada da Cuaron bir takım göndermeler ve metaforlarla aslında anlattığı filmde  uzay yerine anne karnındaki bir bebeğin dünyaya gelişini anlatıyor.


                Filmi izleyenler bilir ki,Ryan Stone'un ipinin kopması,uzayda daha derinlere gittikçe oksijeninin azaldığını ve  zar zor  bir bulduğu uzay kapsülündeki ''fetüs'' biçimine kadar aslında gördüğümüz uzayın bir metafor olduğunu,asıl anlatılmak istenenin anne karnı olduğunu görüyoruz.Bir kanıtta Ryan Stone'un o uzay kapsülüne girdiğinde o kapsülü tekmelemesi de sayılabilir.Yazının başında spoiler var dedik zaten,o halde ninni dinlerken uyuduğu sahneyi de söylememde bir sakınca görmüyorum

                 Filmdeki bir başka metaforsa, Ryan Stone'un kapsülde dinlediği radyodan çıkan köpek sesiyle onunda havlamaya başlaması.Aslında metafor gibi durmasa da ''hayvan sevgisi'' ve ''Dünya özlemi'' nini beraber harmanlandığı ince bir mesaj görmüş oluyoruz.

                En çok akılda kalıcı sahneyse (bana göre ) filmin son sahnesinde Ryan Stone'un Dünya'ya inerken,okyanusa düşmesiyle kumlara yattığı sahne.Hatta o sahnede ''diz çekim'' ve ''boy çekim'' in titiz kompozisyonuyla yapılmış Ryan Stone'un kuma ayak bastığı sahneyle meşhur Armstrong'a ve meşhur sözü ''Benim için küçük,insanlık için büyük bir adım'' sözüne de güzel bir selam çakıldığını söylemek mümkün.


            Gelelim filmin en merak edilen konusuna.86.Akademi Ödülleri'ndeki pozisyonlarına.Öncelikle yine tekrar söylüyorum bana göre ''En İyi Film'' adaylarına gireceğini düşünmüyorum.Dediğim gibi bu film ne öyle herkesin bahsettiği çok basit,ne de çok muazzam.Ama ilinizde herhangi bir IMAX sineması varsa,izleyeceksiniz orada izleyin derim.Devasa ekranıyla belki film sıkıcı gelebilir,ama özellikle görsel efetkler ve ses teknolojsi IMAX sayesinde daha iyi gelecektir.


            Sandra Bullock'ın canlandırdığı Ryan Stone ve Alfonso Cuaron'un yönetmenliğine gelirsek; Bullock  bulunduğu durumu,psikolojiyi,kaygıyı,korkuyu ve bilhassa farklı nefes alış verişleriyle ''Kessler Sendromu''nu çok iyi uyguluyor ve izleyenlerine de bu duyguları yaşatıyor:O yüzden ''En İyi Kadın Oyuncu'' dalında adaylığı yüksek.Rakipsiz diyemem çünkü bir başka isim de Blue Jasmine'de rolünün hakkını fazlasıyla veren Cate Blanchett var.Yönetmenlik konusunda Cuaron şimdilik rakipsiz diyebilirim.Çünkü bu yaptığı metaforlar,yüklediği duygular ve her an sanki ordaymışız gibi yarattığı atmosfer tartışmasız şimdilik ''En İyi Yönetmen Adayı''. Diğer dallar arasındaysa çok güçlü bir farkla ''En İyi Ses Kurgusu ve ''En İyi Ses Miksajı da aday.


             Son tahlilde,bana göre çok öyle aman aman bir film değil.Fazla abartılacak bir şey de yok.Ama inceden gönderilen mesajlar,metaforlar ve bu saydığımız etmenleriyle beraber bu seneki Oscar'larda şansı yüksek bir film.

Filmin Notu:5/3.5
twitter.com/FilmNotlari



         



             


             

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?