Saturday, September 7, 2013

Onlağ Anağşikse Biz de Anağşik Oluverelim Gari!




                 ''Dondurmam Gaymak'' filmiyle hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok ödüller alan Yüksel Aksu'nun ikinci uzun metraj filmi olan ''Entelköy Efeköy'e Karşı'' politik bir köy komedisini anlatıyor.

                   Hikaye,Ege köylerinin birinde geçiyor.Bu köyün adı da Efeköy. Bir gün Efeköy'e İstanbul'un metropolis ve kirli havasından kaçıp gelen, ekolojist ve aktivist bir gruptan oluşan insanlar gelmeye başlar.Başta bu durum hiçbir şekilde sorun yaratmaz.Hatta Efeköylüler buraya gelen ekolojistlerden ticaret de yapmaya başlar.Efeköylüler bütün organik eşyalarını,eşeğinden tutta halısına kadar fahiş fiyatlarla ekolojistlere satmaya başlar.Bu güzel giden ticaret ve dostluk,belediyenin köye termik santral yapmasıyla bozulacaktır tabi. Efeköylüler için gayet cazip gelen bu proje,ekolojistler için tam bir baş belasıdır.Çünkü bu termik santral havaya yaydığı gazlarla köyü,hayvanlarını,en başta doğayı kirleteceğinden ekolojist grup bu eylemi durdurmak için ne gerekiyorsa yapmaya başlarlar.İşte böylece Entelköy-Efeköy savaşları da başlamış olacaktır.Bu arada köyün muhtarı da ekolojist grubunu içindeki Katrine hanıma deliler gibi aşık olmuştur.

                       Slogandan da anlaşılacağı üzere bu film ''organik komedi''.Ama bu organiklik ne yazık ki ''Dondurmam Gaymak'' filmindeki kadar değil.Başta bu organikliği bozan baş roldeki iki isim.Şahin Irmak ve Ayşe Bosse.  Muhtar rolündeki Şahin Irmak'ın yapay şivesi ve agresif tavırları izleyenine anına ''Hıyarlı Baba'' performansını hatırlatıyordur.Ayşe Bosse'nin Almanya'dan Türkiye'ye gelen aktivist rolü ise senaryoya yazılmış gereksiz bir karakter.

                          Köyün yerlileri ve Emin Gürsoy'un ''Aşırı Mustafa'' rolü filme biraz daha organiklik katmış diyebiliriz.Çünkü  buradaki yan roller baş roldekilere göre daha eğlenceli ve daha doğal.

                          Filmde,verilmek istenen mesajlarla beraber çoğu sahne ve birkaç repliğin de sanki daha önceden ''Gezi Direnişi'' nin çıkacağına dair bir işaret olduğunu belirtelim..''Bunlar bir avuç milletin refahını bozmak isteyen çapulcular'' repliği,veya Mehmet Ali Alabora'nın bir sahnede elinde megafonla termik santrale karşı köylüyü uyardığı sahneler ve nice sahne sayabiliriz.

                           Tabi filmde,senelerdir Türkiye'nin gündemdeki sorunlarına dair göndermeler de var.Hala bir kesimin anarşist,ekolojist gibi kavramları hemen saldırgan,inançsız,serseri insanlar olduğunu anlaması,ötekileştirme ve dışlamaya ait güzel göndermelerin olduğunu da söylemek lazım.

                          Filmin konusu iyi olmasına rağmen,hatta mesajları bile güçlü olmasına rağmen sağlam bir politik  komedi olmadığını,daha da genişletirsek ''Dondurmam Gaymak'' la aynı tadı vermediği söylenebilir.Çünkü bu bahsettiklerimizi filme yeteri kadar işlenememiş.Hal böyle ki filmde de işlenmek istenen devrim,birlik ve beraberlik mücadelesi arka planda kalarak,muhtarın hikayesine ve onun Katrine'le olan ilişkisine daha fazla yüklenilmiş.Ayrıca bazı yerlerde mizah anlayışı belden aşağıya gitmiş.Bu bazen güldürse de,yer yer itici de olabiliyor.

                           Yine de filmi sevdiren başka bir nokta var.Filmin başında,öykünün belli başlı geçişlerinde,ya da Yüksel Aksu'nun deyimiyle ''Epizot'' larda ve filmin sonlarında Yüksel Aksu'nun organik şivesiyle hikayeyi onun ağzından dinlememiz,ve o hikayeyi anlatırken yanındaki Egelilerin ona sazla,türküyle eşlik etmesi de cabası.

                           Dondurmam Gaymak kadar olmasa da,organik,doğal,politik bir köy komedisi.Kapitalist projelere karşı tutumlarını değiştiren bir grup insanın hikayesi.Yüksel Aksu'nun ikinci uzun metraj filmi olmasına rağmen gayet iyi diyebiliriz.Ama bu biraz daha iyi ve doğal olabilirdi.İyi seyirler...

NOT:Yıllar önce aramızdan ayrılan büyük usta Aşık Veysel'in ''Benim Sadık Yarim Kara Topraktır''  ütrküsünü Tarkan hiç de fena cover'lamamış.Filmin sonunda çalıyor.

Filmin Notu:5/3
twitter.com/FilmNotlari




                       
               

No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?