Monday, August 5, 2013

Red 2:Emekliler Avrupa'da...





                     Zengin bir kadro,çoğu sinemasevere göre her zaman bir filmde senaryodan önce gelmektedir.Bu aynı bir kitabı almadan önce kapağına bakmakla aynı mantıkta.Afişte tanıdık yüzler varsa o filmi izlemeye hemen tav oluyorsunuz.Tabi bunun sonucu da genel olarak hüsran ve büyük bir vasatlıkla bitiyor.Sebebi çok basit.Bul bir basit senaryoyu,ekle ünlü oyuncuları.Ama her zengin kadrolu film için bu geçerli değil


                      Red 2, de bu vasatların arasına girmeyen filmlerden.Evet filmin yapısı daha çok ''The Expendables'' gibi dursa da burada bir çizgi roman uyarlaması var.DC Comics'in çokta popüler olmayan R.E.D.( Emekli Ama Tehlikeli) biraz da Bruce Willis sayesinde beyazperdede popüler olmuş durumda.


                     Filme gelecek olursak,önceki filminden hatırlayın.CIA,artık pek bir işleri kalmayan emekli ajanlarımızı yok etmeye çalışıyordu.Bu filmde de hem buna benzer bir mantık var hem de klasik ''bombayı imha et,dünyayı kurtar'' havasında bir James Bond aksiyonu var.M16 denen gizli bir örgüt Frank Mosses'ın bir sürü suç işlediğini sanmaktadır ve yine aşina olduğumuz gibi onu yok etmek istiyorlardır..İnterpolün kulağına bile gitmiş ki,kendisi en çok arananlarda.Bunun yanında Soğuk Savaş Dönemi'nde Sovyet savaşından kalmış ve farklı bir maddeden yapılmış ''Nightshade'' (it üzümü) diye tabir edilen gizli bir bomba Dünya'mızı tehdit etmektedir.Bizim emekli tayfa da bir yandan M16'dan kurtulmaya çalışıyor,bir yandan da bu Nightshade'i bulmak için Avrupa kıtalarında tanıdık ajanlarla ve teröristlerle mücadele ediyor.


                   Film iki kısma ayrılmış.İlk kısım yine ilk filmdeki aksiyon ve kahkaha dozajını burada 2 katına çıkartmış sanki.O yüzden bu kısım filmde asıl umduğunu bulanlar için.İkinci kısım ise yerini bazen slow motion bazen de takip edilmesinde zor olan hızlı bir aksiyona bırakıyor.Yani film her şekilde izleyeneni tatmin ediyor.Tek eksik bu kadar sürükleyici aksiyonun ardından erken bir final yapması.Hem de bu finalin artık genelinde her aksiyon filminin finalinde rastladığımız 'ters köşe' mantığıyla yapılması eksikliği daha arttırmış durumda oluyor.


                       John Malkovich,filmin başından beri kendini göstermeyi ve izleyenleri eğlendirmesini biliyor.Hatta Willis'le olan diyaloglarına gülmemek elde değil..Helen Mirren de aynı şekilde.İlk filmdeki aşina olduğumuz karakterini yine iyi sentezlemiş ve bunu da bize gösteriyor.Mary Louise Parker ilk filme göre daha aktif ve en az bu ikisi kadar komik.Catherina Zetha Jones bazı sahnelerde o makyajın içinde çökmüş gibi gözükse de yine eski cazibesini ve oyunculuğunu koruyor.Anthony Hopkins'in kaçık ihtiyar rolü iyi ama yer yer Hannibal Lecter'ı hatırlattığını söyleyelim.Neden bu karaktere benzettiğimi söylemeyeyim,filmi izlediğinizde anlayacaksınız.


                    Açıkçası Bruce Willis ve Jason Statham tarzı salt aksiyon filmlerini çok izlediğimi söylenemez.Ama Bruce Willis Frank Moses tarzı hem eğlendiren,hem de aksiyon dozunu veren rolleriyle gelirse tutumumun değişeceğini düşünüyorum.

                        Yer yer birtakım James Bond klişeleriyle doldurulsa da(arabayla kamyonun altına girip,helikopterdekini mıhlama,kıtadan kıtaya atlarken yapılan çizgi roman geçişi) ilk filmine göre daha iyi bulduğumu söyleyebilirim.En azından fazla yüzeysel değil.Aksiyon ve kahkahayı bir arada sevenler için ideal bir devam filmi.Arkanıza yaslanın,ve kendinizi keyfilendirmeye bakın.İyi seyirler...

NOT:Filmi izlemeden önce mutlaka ilk filmi izleyin.Genel olarak devam filmlerinde önceki filmlerine ait hatırlatmalar olurdu.Ama bu filmde bu olmadığından ve bunu dikkate almayanların kafası karışmıştır bazı yerlerde...

Filmin Notu:5/3.5
twitter.com/FilmNotlari


No comments:

Post a Comment

Ne Gelmiş?