Saturday, March 30, 2013

İyi Akşamlar,Ben Alfred Hitchcock...




        1959 yıllarında Chicago'da ünlü yönetmen Alfred Hitchcock'ın ''North By North West'' (Gizli Teşkilat) filmi  gazetelerde boy göstermeye başlamıştır.Filmlerini Paramount Pictures'ta yapan Hitchcock yeni çekeceği filmi düşünürken aklına Robert Bloch'ın ''Psycho'' (Sapık) kitabı gelir.Kitabı okuyup etkilenen Hitchcock kitapta anlatılan meşhur duş sahnesini çekmeyi de kafaya koymuştur.Ancak filme gereken finansmanı ne yapımcı ne de ortağı sağlayamamıştır.Bir de bütün bunlar yetmezmiş gibi  sansür kurulu da filmdeki uygunsuz sahnelerden rahatsız olduğu için  filmi yayınlamak istemiyordur.Bu yüzden bu filmi çekmeyi takıntı haline getiren Hitchcock ve eşi Alma bazı fedakarlıklar yapmak zorundadır.Yönetmenlik maaşı almamaktan tutun da evi ipotek etmeye kadar...Ve bu fedakarlıklar işe yaramış,filmin çekimlerine başlanmıştır.Ancak hala Hitchcock rahat bir nefes almış değildir.Çünkü yıllardır en büyük destekçisi  ve eşi Alma'nın  eski arkadaşı Whit'le sürekli takılıp,beraber treatman yazmaları Alfred Hitchcock'ı hiç yapmayacağı davranışlara ve ruhunu günden güne kemiren kıskançlığa itmektedir.

        Filmin yönetmenliğini Sacha Gervasi,senaristliğini John J. McLaughlin'in yapıyor.Filmdeki oyuncu kadrosunda ise Anthony Hopkins,Helen Mirren,Scarlett Johnson,Danny Huston,Michael Stuhlbarg ve Michael Wincott gibi oyuncular yer alıyor.Film Stephen Rebello'nun yazdığı  ''Alfred Hitchcock The Making Of Psycho'' kitabından başarıyla beyazperdeye uyarlandı.

        Filmde Hitchcock'ı canlandıran Anthony Hopkins o güzelim makyajla bile pek Alfred Hitchcock olduğunu göstermiyor.Daha çok Süleyman Demirel diyelim.Tabi aynen üstad Hitchcock'un konuştuğu üslup ve mimikleri gerçekten başarılı.''Psycho'' filminin ön gösteriminde salondan çıkıp gerilim müziğinin tam başladığı yerde orkestra şefliği yaptığı sahne birçok kişi tarafından akıllardan çıkmayacak nitelikte bir sahne olmuş.Ama makyajın yetersiz uyumuna rağmen Anthony Hopkins'in performansı iyi.Filmde en iyi performansı gösteren şüphesiz Hithcock'ın eşi Alma rolüyle Helen Mirrer oluyor.Psycho filminde başroldeki mağdur kadını oynayan Scarlet Johnson da Janet Leight için cuk oturmasa da gayet uygun seçilmiş.Çok karşımıza çıkmasa da Norman Bates gerçekten en benzeyeni seçilmiş Herşeyi bir kenara bırakırsak yönetmeni,senaristi,Anthony Hopkins ve Helen Mirrer dersek bu film uzun zaman önce bir tane bile oscar alamayan ama kült yönetmenler tarihine adını kanlı bıçaklı harflerle yazan Alfred Hitchcock ve onun büyük takipçilerine güzel bir armağandır.


  Filmin notu:5/3


NOT:YAZIYI FİLM AÇISINDAN KIRMIZI YAZDIM.İYİ SEYİRLER...

Thursday, March 28, 2013

DVD Raflarında Bu Hafta




1)Haneke'nin Oscar Ödüllü Son Filmi Şimdi Raflarda...

    85.Akademi Ödülleri'nde sadece ''Yabancı Dilde(Fransızca) En İyi Film'' ödülünü alan,ülkemizde sadece 2 şehirde(İstanbul,Ankara) 3 salonda gösterilen(!),senarist ve yönetmenliğini Michael Haneke'nin yaptığı ''Amour''(Aşk) nihayet raflarda.Akıllardan çıkmayacak bu film arşivinizin ve sinefil hafızanızın bir yerine koymakta fayda var.
   Film;80'li yaşlarda emekli 2 müzik öğretmeni Georges(Jean Louis Trintignant) ve felç olan Anne'ın(Emmanuelle Riva) arasında geçen yaşam ve aşk hikayesini anlatıyor.







2)Hotel Transylvania'ya Hoşgeldiniz!

Kids Choice Awards 2012 Ödüllerinde ''Yılın Favori Animasyon Film Seslendiricisi''(Adam Sandler) ödülünü alan Hotel Transylvania artık evinizde!
 Filme gelecek olursak;Dracula biricik kızının 118.yaş günü için  eski kült filmlerde boy gösteren ne kadar canavar hısmı varsa(Frankenstein,Mumya,Görünmez Adam,Kurtadam vb.) hepsini oteline davet eder.Otelde herşey yolunda gitmektedir ta ki 16 yaşında ergen bir çocuğun o otele giriş yaptığı ana kadar.. Ve bizim bildiğimizin aksine bu filmde canavarlar insanlardan korkuyor.
  Filmin orijinal dublajında Adam Sandler ve Selena Gomez gibi isimler yer alıyor.Bizdeki türkçe dublajda Kont Dracula'yı Aydoğan Temel seslendiriyor.






3)İnci Sözlük Kurbanı,İmdb Maskarası Komedi Raflarda...

  ''Recep İvedik'' tiplemesiyle fenomen olan Şahan Gökbakar bu filminde gene bu tiplemesine benzer tipik, aşık bir adamı oynuyor.Filmin yönetmenliğini ''Recep İvedik'' filminde olduğu gibi kardeşi Togan Gökbakar,yapım prodüksiyonu olarak da kendi kurdukları Çamaşırhane Film yer alıyor.
   Filmin konusuna gelirsek;Celal ve Ceren 6 aydır birbirine abartılı derecede aşık 2 sevgilidir.Bir gün Celal'in boşta gezen,sap arkadaşları Celal'i bekarlığa veda partisine davet eder.Ceren'de bu duruma kıskançlıkla tepki verdiği için buna müsaade etmez.Celal de arkadaşlarının gazına gelip bu partiye gider.Tabi Celal bu partide ayarı kaçırınca,hele ki o kafayla Ceren'i hayatından atınca bu 2'linin ilişkisi bitmiştir.Celal hatasını düzeltmek ve Ceren'le olan ilişkilerini kurtarabilmek için de kolları  yeniden sıvar.Ne kadar başına gelmedik bela olsa da..
                                                           
                                                            Filmde kadına hakaret eden sözler,bel altı espriler ve Recep İvedik filmine oranla daha fazla küfür barındıran film adından bu yönüyle söz ettirdi.Tabi en büyük bomba filmin afişinde ''Herkesin Bir Ceren'i Vardır'' yazısını ''İnci Sözlük'' sitesinden çaldığı yönünde iddialar oldu.İnci Sözlük üyeleri de bu olaya tepki gösterip uluslararası sinema sitesi ''İmdb'' de filme en düşük notları verip İmdb'nin ''En Kötü Filmler'' listesinde 1.olmasını sağladı.Filmde Celal karakterini Şahan Gökbakar ve Ceren karakterini Ezgi Mola canlandırıyor.
   
   

Wednesday, March 27, 2013

''32.İstanbul Film Festivali'' İle Sinema Dolu 16 Gün







140 bine ulaşan takipçisiyle Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivali 30 Mart’ta başlıyor. 30 Mart-14 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 32. İstanbul Film Festivali, sinemaseverlere 20’nin üzerinde bölümde 200’ü aşkın filmin yanı sıra usta sinemacıların katılacağı söyleşiler, atölye çalışmaları ve sinema dersleriyle dolu iki hafta sunuyor.
Festival,2012 ve 2013’ün parlak filmlerinden unutulmaz sinema klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarındanSundance ve Berlin Film Festivali’nde prömiyeri yapılan filmlere, Altın Lale ve FACE yarışmalarından belgeseller ve çocuk filmlerine uzanan zengin programıyla izleyiciyle buluşacak. Festival programında "Kadın Hikâyeleri" gibi yeni bir bölümün yanı sıra uzun bir aranın ardından yeniden canlandırılan "Edebiyattan Beyazperdeye", Eylül’de başlayacak 13. İstanbul Bienali işbirliğiyle hazırlanan "Ben-Kentli Vatandaş Değil Miyim?" ve “Gerçek Mucizedir: Carlos Reygadas” gibi özel bölümler de yer alıyor. 
32. İstanbul Film Festivali'nin programı 4 Mart Pazartesi akşamı Martı İstanbul Hotel’de düzenlenen bir toplantıyla, İKSV Genel Müdürü Görgün TanerAkbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan tarafından basına açıklandı.
Toplantıda açış konuşmasını yapan İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, festivalin destekçilerine teşekkür ettikten sonra İstanbul Festivalleri’nin bu yılki tanıtım afişlerinde yeni bir işbirliğine gidilerek farklı sanat dallarının önemli isimleriyle, grafik sanatçısı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımlarının bir araya getirildiğini belirtti. 32. İstanbul Film Festivali için Nuri Bilge Ceylan’ın "Uykusuz Gece" adlı fotoğrafı ve yönetmenin el yazısı, Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştürüldü. Basın toplantısında, Bülent Erkmen’in festival afişleriyle ilgili hazırladığı özel video mesajı da salondaki katılımcılarla ekrandan paylaşıldı.
Kültür ve sanatın her zaman öncelik verdikleri alanlar arasında olduğunun altını çizen Akbank Genel MüdürüHakan Binbaşgil, “İstanbul Film Festivali ülkemizde kültür ve sanatın kurumsallaşmasında bir dönüm noktasını temsil ediyor. Festival Türkiye’de köklü bir sinema kültürünün gelişmesini sağlıyor. Tam 32 yıldır sinemaseverleri dünya sinemasının en seçkin, en özgün filmleriyle buluşturan festivalin 9. kez destekleyicisi olmaktan biz de büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Binbaşgil, vizyonuyla projeye yön veren Şakir Eczacıbaşı’nı tekrar saygıyla andıklarını hatırlatarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Sinemaseverlerin her yıl özlemle bekledikleri bu etkinlik, bu yıl da yine birbirinden harika filmlerle dolu. Akbank Galaları’nda sinema tutkunları için seçtiğimiz filmler bu yıl da müthiş. Binlerce sanatsever bir kez daha sinema salonlarında farklı dünyaların kapılarını aralayarak, 2 saatliğine de olsa bu filmlerle farklı dünyaları deneyimleme fırsatı bulacak; farklı hayalleri yaşayacak."
Basın toplantısında daha sonra söz alan İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, festival programında yer alan filmler, festivale katılacak konuklar ve festival sırasında düzenlenecek etkinliklerle ilgili ayrıntılı bilgi aktardı.
AÇILIŞ VE KAPANIŞ TÖRENLERİ
32. İstanbul Film Festivali, 29 Mart Cuma akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki açılış töreniyle başlayacak. Sunuculuğunu Memet Ali Alabora’nın yapacağı açılış töreni CNN TÜRK’ten canlı yayımlanacak. Törenin hemen ardından, Pedro Almodovar’ın, festival kapsamında “Akbank Galaları”nda izlenebilecek son filmi I’m So Excited / Aklımı Oynatacağım festivalin açılış filmi olarak gösterilecek.
14 Nisan Pazar akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak kapanış ve ödül töreni ise NTV’den canlı yayımlanacak. Ceyda Düvenci ve Mert Fırat’ın sunacağı gecede, Altın Laleler ile festivalin diğer ödülleri açıklanacak. Törenin ardından Altın Lale Uluslararası Ödülü’nü kazanan film gösterilecek.
SİNEMA ONUR ÖDÜLLERİ
İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri bu yıl altı önemli isme veriliyor. Festivalin açılış töreninde Türkiye sinemasına yıllar boyu emek vermiş oyuncu Lale Belkıs, görüntü yönetmeni Aytekin Çakmakçı, oyuncuAhmet Mekin ve senarist Ayşe Şasa’ya festivalin Sinema Onur Ödülü takdim edilecek. Atıf Yılmaz’ın 1966 yılında çektiği, senaryosunu Ayşe Şasa’nın yazdığı Ah Güzel İstanbul, Lale Belkıs’ın rol aldığı Kalbimin Efendisi ve Ahmet Mekin’in oynadığı Bir Türk’e Gönül Verdim filmleri de festival programında gösterilecek.
Usta yönetmen Costa Gavras da festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alacak. Missing / KayıpZ veEden is West / Cennet Batıda gibi filmlerinin ünlü yönetmeni Costa-Gavras’a ödülü, "Akbank Galaları" kapsamındaki filmi Capital / Kapital’in 7 Nisan Pazar günü Atlas sinemasında saat 13.30’da gerçekleştirilecek gösteriminden önce verilecek. Yönetmen, aynı gün 16.00’da Akbank Sanat’ta Alin Taşçıyan moderatörlüğünde bir de sinema dersi verecek.
Festivalin bu yılki en son onur ödülü ise, 32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı Peter Weir’e takdim edilecek. Gallipoli / GeliboluDead Poets Society / Ölü Ozanlar Derneği,Green Card / Yeşil Kart ve The Truman Show / Truman Show gibi filmlerinin usta yönetmeni Peter Weir’e Sinema Onur Ödülü, festivalin 14 Nisan Pazar akşamı yapılacak kapanış ve ödül töreninde verilecek. Yönetmen, festival kapsamında sinema dersi de verecek. Peter Weir’in sinema dersi 12 Nisan Cuma günü 16.00’da Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
FESTİVAL SİNEMALARI VE SEANSLAR
Festivalin gösterimleri Beyoğlu’nda AtlasBeyoğluPera Müzesi, Nişantaşı’nda City’s, Ortaköy’de Feriyeve Kadıköy’de Rexx olmak üzere 6 sinemada yapılacak.
Filmlerin gösterim seansları 11.0013.3016.0019.00 ve 21.30. Festivalin büyük ilgi gören “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümünde bu yıl her cuma ve cumartesi gecesi 00.00’da yüksek gerilimli bir film gösterilecek.
BİLETLER
32. İstanbul Film Festivali biletleri 16 Mart Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren:
Biletix satış noktaları,
Biletix çağrı merkezi (0216 556 98 00),
Biletix web sitesi (www.biletix.com) ve
AtlasBeyoğlu ve Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden alınabilecek.
Festivalde bilet fiyatları tam 15 TLöğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için ise 10 TL olacak. Hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli bilet uygulaması bu yıl da devam edecek. Festival boyunca, hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30 ve 16.00) yalnızca 5 TL olacak.
Festival boyunca filmleri en ucuza izleme şansı Lale üyelerinin olacak. Lale üyeleri biletlerinde %25’e varan özel indirimlerden yararlanabilecekler. Lale üyeleri için indirimli ön satış dönemi 12 Mart’ta başlayacak. 12 Mart’ta Siyah Lale üyeleri, 13, 14 ve 15 Mart’ta Beyaz, Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri biletlerini özel indirimlerle satın alabilecekler. Lale üyeleri öncelikli biletlerini Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarından alabilecekler. 
Festival Sponsoru Akbank’ın Axess Kart sahiplerine sunduğu çok önemli bir avantajı hatırlatmakta fayda var. Axess Kart sahipleri festival boyunca hafta içi gündüz seansları hariç satın alacakları biletlerde %20 özel indirimden yararlanacaklar.

Saturday, March 23, 2013

24.Ankara Uluslararası Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

EN İYİ FİLM: TEPENİN ARDI

SEÇİCİLER KURULU ÖZEL ÖDÜLÜ: BABAMIN SESİ-ORHAN ESKİKÖY

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN ÖDÜLÜ-EN İYİ İLK FİLM: GÜZELLİĞİN ON PAR' ETMEZ

EN İYİ SENARYO: TEPENİN ARDI-EMİN ALPER


AKADEMİA ÖDÜLÜ: TEPENİN ARDI-EMİN ALPER

EN İYİ KADIN OYUNCU: ŞİMDİKİ ZAMAN-SANEM ÖĞE

EN İYİ ERKEK OYUNCU: TEPENİN ARDI-TAMER LEVENT

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU: TEPENİN ARDI-BANU FOTOCAN

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU: TEPENİN ARDI-MEHMET ÖZGÜR

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ: YÜK-FEZA ÇALDIRAN

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ: EVDEKİ YABANCILAR-IŞIL ÇAĞLAR

EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK: EVDEKİ YABANCILAR-ULAŞ GÜNEL KACARGİL

EN İYİ KURGU: GÜZELLİĞİN ON PAR' ETMEZ-CHRİSTOPH LOİDL

UMUT VEREN EN İYİ ERKEK OYUNCU: GÜZELLİĞİN ON PAR' ETMEZ-ABDÜLKADİR TUNCER


ULUSAL BELGESEL YARIŞMASI

EN İYİ FİLM: BÜLENT ÖZTÜRK-BEKLEMEK

EN İYİ YÖNETMEN: EBUBEKİR ÇETİNKAYA-YUVA

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: HALİL AYGÜN-DOM

EN İYİ SENARYO: MÜJGAN TANER-BİR DÜŞ-TÜ SULUKULE

EN İYİ KURGU: MÜJGAN TANER-BİR DÜŞ-TÜ SULUKULE

JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ: NEJLA DEMİRCİ-GÜNDÖNDÜ


ULUSAL KURMACA KISA FİLM YARIŞMASI


EN İYİ KURMACA FİLM:  VEDA MAKAMI-İPEK KENT

EN İYİ SENARYO: VEDA MAKAMI-İPEK KENT

EN İYİ KURGU: MOD-DENİZ TARSUS

EN İYİ MÜZİK: VEDA MAKAMI-MAMET CAFEROĞLU

EN İYİ KADIN OYUNCU: ON-İLKEM ULUGÜN

EN İYİ FİLM: VEDA MAKAMI-İPEK KENT

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: BİRLİKTE-CLİNT LEAROS

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ:  VEDA MAKAMI-İPEK KENT


ULUSAL DENEYSEL KISA FİLM YARIŞMASI

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ: NET 17950-ÖZDEN DEMİR

EN İYİ YÖNETMEN: NET 17950-ÖZDEN DEMİR


EN İYİ DENEYSEL FİLM: KAFES-OĞUZHAN AKALIN

EN İYİ SENARYO: KAFES-OĞUZHAN AKALIN


EN İYİ KURGU: NET 17950-ÖZDEN DEMİR




























''Umut Üzümleri Geliyor''


YAPIM NOTLARI

     Fakir Baykurt'un ''Kaplumbağalar'' adlı eserinden uyarlanan filmin yönetmen ve senaristliğini ''Otobüs'' ve
'Fikrimin İnce Gülü-Sarı Mercedes'' filmlerinden tanıdığımız Tunç Okan üstleniyor.Görüntü Yönetmenliğini yakından tanıdığımız Vedat Özdemiroğlu üstleniyor.Sanat Yönetmenliğini,Mustafa Ziya Ülkenciler;müzikleri ise Mehmet Andiçen ve Barış Aryay üstleniyor.Filmin prodüksiyon yapımı da Rönesans Film'e ait...


                                       FİLMİN KONUSU

         Türk asıllı bir Fransız,Anadolu'nun ortasında,kuru topraklar üzerinde kurulmuş küçük bir Kırım Tatar köyüne öğretmen olarak gönderilir.Köyün tarlaları tehdit altında olup,sonu gelmemiş bir sulama projesi için borç aldıkları Toptancı'ya ipotek edilmiştir.Bu tehlikeye çare bulmak amacıyla Öğretmen,köyün yaşlı muhtarı Hoca'nın bu kuru topraklar üzerinde bir bağ kurmak olan ''Delice Projesi'''ne destek verir.Muhtarın gelini Senem de,kocasının şehre göç etmesini önleyebilmek umuduyla onlara katılır.Bu üçlünün başarısı,tabiata,yerel mafyaya ve kanunlara karşı yapacakları mücadeleyi kazanmaları için köylülerin birlikte davranmasını sağlamalarına bağlıdır.Filmin başrol oyuncularında 3 usta ismin yanında(Ahmet Mekin,Altan Erkekli,Yetkin Dikinciler) yanı sıra Norina Nobashari,Barış Koçak ve Elisabeth Niederer yer alıyor.






 FİLM 17 MAYIS CUMA SİNEMALARDA...
                         


Friday, March 22, 2013

Yeni Fenomen:''Sabit Kanca''



SABİT KANCA NASIL ORTAYA ÇIKTI?

        Tv8,TNT ve en son Fox Tv'de İsmail Baki Tuncer Show adlı komedi programında tiplemeleri ve taklitleriyle fenomen olan ismail Baki'nin programına  internette tıklanma rekorları kıran Sabir Kanca'da eklendi ...Sabit Kanca ulusal bir televizyon kanalında yayınlanan yarışmada arka arkaya sorulan sorulan sorulara teklemeden cevap veren,her lafa bir cevabı olan,gıcık olduğu kişiyi bilgisiyle nakavt eden mahalle ortamıyla büyümüş,her türlü şeye özel ilgisi olan bir adam.Recep İvedik'ten tek farkı maganda olup ona buna posta koymayıp bilgisini daha üst seviyelerde kullanabilen orijinal bir karakter Sabit Kanca...



GELELİM FİLME...

       Sabit Kanca(İsmail Baki Tuncer) köpeği Squirtle ile İstanbul'un mahallelerinden birinde yaşamaktadır.Mahallede her türlü bilgiyi bilmekle ünlenen bu adam mahalleninin de gazıyla ulusal bir kanalda yayınlanan Mastermind vari bir yarışmaya katılarak bilgisini 75 milyona göstermek amacındadır.Sunucu ''Tombiş''in sorduğu sorulara ard arda cevap verirken,yani kombo yaparken bu soruların cevabı aslında Sabit Kanca'nın geçmiş yıllarda yaşadığı olaylar ve deneyimlerdir.Bir nevi ''Slumdog Millonaire'' filmi gibi.Ama buradaki yaşam geçmişi Sabit Kanca'nın sahip olduğu bilgisinin amacı değil aracı.Tabi sadece sorular ve geçmiş yaşam değil filmde skeçlerinde de olduğu gibi Sabit Kanca ve Tombiş'in laf dalaşları da var.
      
       Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini birçok komedi programında emeği geçen ve İsmail Baki'nin Show'unu da yapan Alper Mestçi üstleniyor.Filmde konuk oyuncular arasında:Sinan Çalışkanoğlu,Orhan Aydın,Halil Sezai gibi konuk oyuncular yer alıyor.Filmin müzikleri ise Saki Çimen'e ait.


SON ELEŞTİRİLER:AKIT GELSİN!

-''İçinden Geçicem'',''Akıt Gelsin'',Hızlı Sor,Kombo Yapıcam'' gibi Sabit Kanca'ya has replikler insanın ister istemez diline pelesenk olabiliyor.Ve bu kurduğu replikler,sorulan sorulara verdiği kombo cevaplar ile şimdiden sosyal medyanın gözde fenomen karakterlerinden.Filmin asıl kriterlerine gelirsek

a)Notunu Düştüklerim 

-Filmin espri düzeyleri var.İnce,orta,yetişkin,sosyal medya ve ilkokul seviyesi.Fakat ilkokul seviyesi espri örnekleri fazla olduğundan 5/4-(Mesela pisuvar sahnesine sadece arkamdaki çocuğun gülmesi gibi)
-Film  full yarışmaya odaklı.Sabit Kanca'dan beklentimiz yüksekti ve daha güzel olabilirdi.5/3,5-
-Film güzel güldürüyor.Hem de arka arkaya yaptığı espri ve cevaplar daha çok güldürüyor.Tabi bu çok fazla aşırıya kaçılmasa daha güzel olabilirdi. 5/3-

b)Notunu Arttırdıklarım

-Filmde her oyuncu güldürüyor.En ufak hata yok.Günümüz sosyal medyasına da çok güzel göndermeler var. 5/1+
-Filmde çok fazla küfü olmayan hatta filmin son sahnesindeki kombo küfrün biplenmesi sinema tarihinde bir ilk herhalde.5/1,5
-Film tam bir ekip işi olmuş.Özellikle de İsmail Baki bu karakter daha iyi olsun diye yüz hatlarına çalışmış ve hepsinden önemlisi filmden gülerek çıkıyorsunuz.Sonu beklenmedikte bitse bu filmin devamının geleceğinin habercisidir.Yani:Akıt Gelsin' 5/2,5+

Filmin Notu:5/2,5


İYİ SEYİRLER...PATAPATAPATAPATAPATA

-



-

Dev Avcısı Jack'le Olaylar Olaylar
















İZLEYELİM Mİ?
''Hobbit:Unexpected Journey'' filminden sonra Warner Bros,New Line ve Legendary Pictures gene hayal kırıklığına uğratmayacak,Ortaçağ fantastiklerine bir klasik olmasa da güzel bir 3D şöleni yaratan ''Jack The Giant Slayer''(Dev Avcısı Jack) filmiyle haftasonu için güzel bir alternatif sunuyor.Ama özellikle filmi izleyecekseniz IMAX salonunda ilemenizi tercih ediyorum.Yoksa birazcık yüzünüz asık çıkabilirsiniz filmden.


NE ANLATIYOR?

Bryan Singer'ın yönetmenliğin yaptığı filmin konusu şöyle:

Prenses  Isabelle ummadık bir anda dev fasulyeler tarafından Devler'in olduğu yere götürülür.Hal böyle olunca da Devler Isabelle'i atalarından gelen Muhteşem Eric'ten intikam almak için kaçırırlar.Isabelle'in babası  Kral McShane kızını geri getirmek için en iyi şövalyelerine emir verir.Toprak ve çiftlik işleriyle uğraşan 18 yaşında Jack'te bu ekibe katılmaya gönüllü olur.Tabi bir yandan Muhteşem Eric'in tacı tehlikesi vardır.Eğer bu taç kötü ellere düşerse hele bir devin eline geçerse tüm devleri kontrol edip krallığı yok edip Muhteşem Eric'ten intikamlarını alacaktır.İşte bu macerada hem Jack prensesi kurtarmalı,hem de bu tacın kötü ellere geçmemesi için krallığı korumak zorundadır


SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Ben filmi beğendim.Hele IMAX farkıyla izleyince daha çok beğeniyor.Biraz çocuk filmi gözükse 2.yarıda kafa koparmalar,yıkılan kaleler biraz çocukları aşacak seviyede.Yani bazı sahnelerde hop oturup hop kalkma durumları fazlasıyla var.Bu da filmde istenilen heyecanı fazlasıyla artıtıyor.oyunculuklar iyi,animasyon,tasarım,yönetmen filmin tüm ekibi iyi iş çıkartmış.Tabi mekan olarak hafif Hobbit filminde benzerlik var.Ama bu filmi yapan da Hobbit'in prodüksiyonundan.Filmde de Ian McShane,Ewan McGregor,Bill Nighty,Eleanor Tomlinson ve Stanley Tucci gibi usta isimler yer alıyor.Kült ve klasik olacağını zannetmiyorum ama fantastik sevenler ve bu filmi merakla bekleyenler bir an önce IMAX farkıyla izlesin.

FİLM İÇİN KAÇ VERDİNİZ?
-Animasyon,3D,proje tasarım ve rolünün hakkını veren oyunculuklara 5/2,5+
-Filmde ara ara karakterlerin birbirine misilleme yaptıkları diyaloglar 5/3+
-Filmin ilk kısmının biraz çocuklara yönelik olması yetişkinleri sıkabildiğinden 0.5 düştüm.


Filmin Notu:5/3


İyi Seyirler....

İLETİŞİM:@Sanatim_Sanat ve @Sinema_Sanattir hesaplarından ulaşabilirsiniz...







Sunday, March 17, 2013

24.Ankara Film Festivali-18 Mart Pazartesi Programıı


                                    24.ANKARA FİLM FESTİVALİ


                                18 MART PAZARTESİ
                                                        
   Kızılırmak 1                                                     Kızılırmak 2

12:00-Yıldızların Konumu(Y.K)                                                                   Çölcü
14:30-Dünya Belgeselleri 1                                                                          Yük
17:00-Babamın Sesi                                                                                    Tosca'nın Öpücüğü
19:30-Kar Altında                                                                                       Çölcü(Y:K)                                                                                                                                        
21:30-Cennet                                                                                              Beresina-İsviçre'nin Son Günleri








                                   ÇAĞDAŞ SANATLAR MERKEZİ

12:00                                          Ulusal Belgesel Film Gösterimi 3

13:30                                          Ulusal Belgesel Film Gösterimi   

15:00                                          Ulusal Belgesel Film Gösterimi  5

16:30                                          Ulusal Belgesel Film Gösterimi  6

18:00                                         Ulusal Belgesel Film Gösterimi   7




                                                                                                           

Saturday, March 16, 2013

Oz'u Nasıl Bilirdiniz?



KISACA BİLDİĞİMİZ ''OZ BÜYÜCÜSÜ''

Kansas'ta bir çiftlikte hayatını sürdüren Dorothy'nin(Bir de Toto diye köpeği var) ikamet ettikleri yer birdenbire bir hortum felaketiyle karşılşaır.Hal böyle olunca hortum Kansas'ta ne var ne yok götürür.Hortum da bizim Dorothy ve Tot'yu fantastik ''Shire''(Lord Of The Rings-Hobbit) vari bir köye götürür.O köyde de lanetli doğunun cadısı ölmüştür.Diğer lanetli batı cadısı(Kötü cadı)  Dorothy'nin peşine düşer.Kuzeyin cadısı(iyi cadı) Glinda ise Dorothy'i korur ve ona ''Oz Büyücüsü'ne gitmesini söyler.Dorothy ve Toto 'da Oz Büyücüsü,Teneke Adam,Huysuz,Korkuluk'la batının kötü cadısını yenmek için bir maceraya çıkarlar...Filmin unutulmayacak sahnesi filmin yaklaşık ilk 20 dakikasının siyah beyaz,fantastik bir köye geçiş sahnesinde renklenmesidir.Bu da o yıllarda Amerika'nın yaşam biçimine de gönderme olur.

ASIL OZ:OSCAR DİGGS

Gene hikaye Kansas'ta geçiyor.Ve film 4:3'e yakın siyah beyaz  3D formatla başlıyor.Önce medyum gösterilerine benzer bir jenerikle açılış yapılıyor.Ve hikayemiz başlıyor.Konusu şöyle:

            Küçük ve dar bir sirkte,basit sihirbazlık numaralarıyla hayatını kazanan ve kişilik olarak şımarık ve ukala olan Oscar Diggs'in bu sahtekar numaraları iri kıyım bi adam tarafından farkedilince Oscar çözümü kaçmakta bulur.Tam bu sırada da Kansas'ta hortum çıkmıştır.Oscar'da bir hava balonuyla fırsattan istifade Kansas'tan uzaklaşır.Tabi hortumda filmde tıpkı Dorothy gibi Oscar'ı da Oz Diyarı'na götürür.Zaten Oz Diyarı'na gelindiğinde görsellik,renk ve görüntü formatı kalitesi artıyor.Bu diyarda tüm halk Oz Büyücüsü'nün bir gün geleceğine inanmaktadır.Oz'u ilk bekleyen iyi cadılardan Thedora .Tabi Oscar'da kolpa bir sihirbaz.Ama tüm halk ve Thedora takmış kafayı Oz'a.Oscar'da bu durumdan yararlanıp hem tahtına oturmak hem de hayatında görmediği servete ulaşmak için büyük bir yalanla bu oyunu devam ettirmeye çalışır.Ancak kötü cadı Evanora Oz'un geldiğini görünce küplere biner.Ve Oz'dan kurtulmak için kardeşi Evanora'yı kullanır.Bu arada Oscar'da iyi cadı Glinda'yla tanışmıştır.Ancak farklı olan Glinda Oz'un gerçek bir büyücü olmadığını biliyordur fakat yinede halkını koruması ve Evanora'dan babasının intikamını alması için Oscar'a inanıyordur.Oscar'da bu yalanı kullanrak mütevazi ve ona sonsuza dek bağlılık sözü veren belboy giyimli kanatlı bi maymun,çaresiz ve ailesini kaybeden porselenden kısa boylu bir kız ve mızmız Knuck'la kötü cadı Evanora ve Evanora'nın kumpasına gelip acılarını unutması için verdiği elmayı yiyince gerçek yüzünü de(İlk filmde gördüğümüz yeşil cadı) gösteren Thedora'ya karşı Oz Diyarı'nı korumak için eğlenceli ve fazla renkli bir maceraya çıkmasını ve Oscar'ın nasıl ''Oz Büyücüsü'' olduğunu anlatıyor.


3D'Sİ GÜZEL AMA SENARYO VE TASARIM KLİŞE!

Filmin yaklaşık 20 dakikası siyah beyaz dediğimiz gibi.o sahneler bile benim gözüme daha 3D ve daha orijinal geldi.Oscar'ın basit sihirbazlık gösterileri,''Yağmurdan kaçarken doluya tutulma'' misali Kansas'ı kasıp kavuran hortum seyahat balonuyla beraber Oscar'ı da içine alınca ortaya müthiş bir 3D görselliği çıkıyor.Bu sahneler de siyah beyaz.Onu da belirtelim.Ama Oscar'ın Oz Diyarı'na gelmesiyle bu zevk sizi bilmem ama benim için bitiyor.oz Diyarı'nın olduğu yerlerde Shire köyü atmosferi,Star Wars filminin Galaktik Cumhuriyeti'ndeki yapılar,Walt Disney logosundaki şatoların aynısı,Tinkerlar denilen Hobbitimsi adamlar ve en çok klişe gelen de:''Bu elmayı yediğin zaman acıların sona erecektir''(Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler) Ama tamamı ile klişe değil.Kıskançlığın insanı yapmak istemeyeceği şeylere yönelttiğini gösteren bir mesaj verip iyi cadı Thedora'nın çirkin bi cadıya dönüşmesi filmin klişe sahnelerinden biri de olsa etkileyci sahne ve mesajlardan...


                                                                 SON KRİTİKLER


1)FİLMDEN KESİTLER






-İlk resme baktığınız zaman  aklınıza gelen filmin adı. Balonla Beş Hafta ya da 80 Günde Devr-i Alem gibi klasik eserler akla ilk gelenlerdenResimde gördüğünüz şatoda resmen Walt Disney'in kendi logosundaki şato ve kendi reklamı.Walt Disney de yavaş yavaş bu işi tekelleştirmeye başladığının küçük bir resmidir.
 -Bu sahnede ise atmosferin biraz ''Charlie'nin Çikolata Fabrikası'' ve ''Alice Harikalar Diyarı'nda filmlerinden esinlenildiğini görüyoruz.




-Burada şatonun gene Walt Disney logosundaki şato ve ayriyeten şatonun değişik modellemeleri ve renkleri Star Wars filminde kullanılan mekanlardan Galaktik Cumhuriyet'i anımsattığı kafi...











-İşte bu sahne hayal kırıklığı.Gene Walt Disney-PIXAR'ın ödüllü animasyonlarından Yukarı Bak'ı anımsatıyor değil mi?.Carl Frederickson'ın hayal ettiği Cennet Şelaleri'nin olduğu dağlar ve oradaki hava balonu değil de eve bağlanmış balonlar...

-Burası da Oz Diyarı.Ya da Shire'mı demeliyiz?

2)PERFORMANSLAR VE ÖNERİLER

-Oscar Diggs'i oynayan James Franco'nun performansını çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim.Ayrıca o ukala ve şımarık tavırları Iron Man filminde Tony Stark'ı oynayan Robert Downey JR^'a ait.Hakkını yemeyin yani
-Mila Kunis'in canlandırdığı Thedora ilk başta biraz yapay,cadıya dönüştüğü anda gülünç duruma düşürüyor.
-Michelle Williams da çok yapay.İyi cadıyı çok iyi oynayamamış.İyi de olsa sürekli tebessüm edilmez.Azcık duygu!
-Filmin en iyi performansı kötü cadı Evanora'yı oynayan bana göre Rachel Weistz.Gerçekten müthiş bir performansı var.
-Filmde çareziz kalan porselen kızın hemen Oscar'ın ona yardım etmesiyle birden şımarık ve ukala bir kıza dönüşmesi çok itici!
-Salonda hepimizi kırıp geçiren Oscar'a bağlılık yemini eden  mütevazı,biraz da saf belboy giyinimli kanatlı maymun Finley'i filmde çok az kullanmışlar.Yan rol gibi!
-Walt Disney 70 veya 80'li yıllarda klasikleri filmleştiriyordu.Ama 2 boyutlu.Hiçbir uyarlama onların yerini tutamaz.Ve o yüzden Walt Disney'de yeniden klasikleri 2 boyutlu uyarlasın.Böyle yapay oyunculuklara ve araya sıkıştırılan 3D efektlerle değil


     Genel olarak toparlarsak;''Sıradan bir senaryo,klişeleşmiş entrikalar ve mekanlar,3D'nin de çoğunlukla küçük seyircileri çeken bir formatını barındıran çok büyük umutlarla gidilmemesi gereken sıradan bir film klasiği.Ve kesinlikle ''Oz Büyücüsü'' filminin yerini tutamaz.

 Filme Notum:5/2,5

1)Olumsuz Notlar

-5/4:    Klişe ve basit olay örgüsünden,
-5/3,5: Filmdeki Finley ve bazı komik karakterlerin yeterince kullanılamaması,
-5/3:    Mekanların ve oyunculukların kolpa ve sıradan durması

2)Olumlu Notlar

+5/1:Rachel Weistz'in muhteşem performansı
+5/2: 3D ve görsel efektler
+5/2,5:Ne kadar klişe bir sahne de olsa Thedora'nın kıskançlık yüzünden yediği elma sonucu çirkin bi cadıya dönüşüp gerçek yüzünü göstermesi(''Kıskançlık insana yapmak istemeyceği şeyleri yaptırır'')



Tuesday, March 12, 2013

Aşk Mı Bahanesidir Şiirin Yoksa Acı Mı?



       Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı,yönettiği ve oynadığı filmlerin başlıca çıkış noktası günümüzde meydana gelen toplumsal sorunlara kara mizahla yapılan komedi-dram tarzı filmlerdir.(Gergedan Mevsimi'ni tenzih ederiz.O bambaşka bir proje).Neyse Yılmaz Erdoğan ve BKM'nin sinemalardaki filmde de akılda kalan diyalog ve ana temaya sorulan soru da bu oluyor:''Aşk Mı Bahanesidir Şiirin Yoksa Acı Mı?''
        Filme gelirsek;filmin konusu şöyle:

      1941 yıllarında Zonguldak'ta İş Kanunu Mükellefiyeti dahilinde 15-65 yaşlarında madenlerde  çalışmaya    zorlanan erkek işçiler ve II.Dünya Savaşı'nın başlamaya yakın olduğu bir dönemde verem hastası Rüştü Onur(Mert Fırat) ve Muzaffer Tayyip Uslu(Kıvanç Tatlıtuğ)'nun hocaları Behçet Necatigil'in(Yılmaz Erdoğan) de desteğiyle hayatını şiir yazarak kazanan 2 şairin  dramatik hayatını anlatıyor.Şairlerimizin 2 gayesi var:Şiirlerinin ''Varlık'' dergisinde yayımlanması ve belediye başkanının kızı Suzan Hanım(Belçim Bilgin) 'a olan aşklarını şiirle anlatabilmek...Tabi bir yandan da özellikle Rüştü Onur'un verem hastalığı şiddetini arttırmıştır.İşte bu noktada seyircinin aklına şu soru takılıyor:''Aşk Mı Bahanesidir Şiirin Yoksa Acı Mı?

      Filmin sinematografisine bakarsak eczümle şu ana kadar gördüğüm en uyumlu kamera arkası.Filmin o muhteşem sahnelerini o güzelim karelerini yakalayan Gökhan Tiryaki(Görüntü Yönetmeni),o karelere görsel bir şölen yaratan Bora Gökşingöl(Kurgu),özgün müziğiyle Rahman Altın,Sanat Yönetmeni Hakan Yarkın,tam o döneme cuk oturan kostümleriyle Gülümser Gürtunca ve diğer yapımda emeği geçen tüm ekip büyük iş çıkartmış.Yönetmenlik ve senaryo olarak Yılmaz Erdoğan kusurusuzluğuyla baş tacı zaten.
     

                                                             SON KRİTİKLER

-Beklenilen soru:''Kıvanç Tatlıtuğ'' nasıldı?
    Kıvanç Tatlıtuğ ilk sinema deneyiminine girdiği bu yolda biraz yalpalasa da tek  kelimeyle müthiş!İlk sinema performansına göre müthiş bir başlangıç olsa da eczümle çok beklediğim gibi gelmedi.
-Mert Fırat o neşeli,sempatik mimikleriyle,verem de olsa hayattan tad almasını bilen Rüştü Onur'u kostüm gibi giymiş adeta.Mükemmel kısacası...
-2. bir soru:''Belçim Bilgin' photoshop falan mı yapmışlar.O önlüklü afiş ne allasen?
 İlk başta aynen bu sorudaki gibi bir tepki olmasına rağmen ilerleyen sahnelerde Belçim Bilgin'in gayet rolünü güzel oynadığı için kostüm ya da cast sorunu bu kadar büyütülecek şey olmadığını görüyoruz
  -Yılmaz üstadımıza diyecek bir şey olduğunu sanmıyorum.Çoğu BKM filmi gibi bu filmde de yönetmenliği,oyunculuğu ve senaristliği ortaya koyarak Behçet Necatigil'e çok güzel bir yorum katıyor.
 -Ahmet Mümtaz Taylan(belediye başkanı) ve Taner Birsel(Muzaffer'in babası) gibi ustalara biraz daha yer verilebilirdi.
-Filmde çalışan tüm ekip büyük iş çıkartmış.Hollywood standartlarında olmasa da Türk sineması için unutulmayacak efsane filmlerden biri olabilir.
-3.soru:Filmde en büyük alkış Gökhan Tiryaki ve Bora Gökşingöl'e.Kim bu adamlar peki.Oyuncu değil bir şey değil?Ne yaptılar da bu kadar adlarından çok söz ettirdiler?
  Cevap:


İşte cevap bu.Bu fotoğrafları  ve daha birçok muhteşem kareyi filmde göreceksiniz.Hem de daha gerçekçi ve daha muazzam haliyle.İşte bunu yapan  filmin Görüntü Yönetmeni Gökhan Tiryaki ve görüntülere görsel bir şölen kazandıran Bora Gökşingöl.İşte bu yüzden daha çok konuşuluyor.Filmde genel kamera arkası ekip tam bir kollektif çalışma çıkartmış ortaya

-


Yani tüm bunları toparlarsak Kelebeğin Rüyası Kıvanç Tatlıtuğ'un elindeki keşfedilmemiş cevherleri beyazperdede gösterme şansı yaratan,unutulmuş bu güzel şairlerimizi beyazperdede görme imkanı yaratan ve hepsinden önemlisi ''Şiir ve Aşk'' duygusunu bu kadar duygu yüklü yapan bir film.Ve bu fikri Yılmaz Erdoğan'a ileten usta sanatçı Erdal Tosun'a da binlerce teşekkürler...


SPOİLER DİPNOT:
                                                          ÖLDÜKTEN SONRA
                                                         
                                                          Diyecekler ki arkamdan
                                                          Ben öldükten sonra
                                                          O,yalnız şiir yazardı
                                                          Ve yağmurlu gecelerde
                                                          Elleri cebinde gezerdi
                                                          Yazık diyecek
                                                          Hatıra defterimi okuyacak
                                                          Ne talihsiz adammış
                                                          İmanı gevremiş parasızlıktan
                                   
                                                                                              Muzaffer Tayyip USLU
Film Notu:5/4.5